Bir ekmek kokusu aldınız ve o kokuyla birlikte ilkokulda annenizin her sabah ısıtıp üzerine tereyağı sürdüğü o anı tekrar yaşadınız…
Yolda yürürken yanınızdan biri geçti.
O koku, evet o koku, eski sevgilinizin kokusu…
Restoranda yemek yiyorsunuz bir anda içiniz kıpır kıpır oldu; çünkü sizin şarkınız çalıyordu…
Biriyle tanıştınız; ilk defa o kişiyi gördünüz ama hiç sevmediniz çünkü size sevmediğiniz birini hatırlattı.
Evet, beynimiz böyle çalışır. Bazı özel şeylerin üzerine tıpkı yolumuzu kaybetmemek için koyduğumuz işaretler gibi bazı işaretler koyar ve vakti geldiğinde, ortam oluştuğunda o işaretlerle karşılaştığı an bizi hemen ilk yaşadığımız noktaya geri getirir. O işaretlerin fark edilmesi, kabul edilmesi ve silinmesi bazıları için hiçbir zaman, bazıları için çok kısa, bazıları için ise değişiklikler görüldükçe kabul edilmeye başlar. Beynimiz bunu biz hiç fark etmeden yapar. Özellikle de bilinçaltı kötü olanları kaydeder ki, biz aynı hataları tekrar tekrar yapmayalım ve üzülmeyelim diye…
Aslında bizim iyiliğimiz için çalışır ama bu her zaman iyi olmaz. Nedeni ise, insanların kötü ruh haline çok kolay girebilmeleri fakat çok da kolay çıkamamalarıdır.
Beyninizin, siz anlayamadan kodlama yapan özelliğine, biz verdiğimiz NLP (Neuro Linguistic Programming) eğitimlerinde ‘Çapalama’ diyoruz. Bunları bilinçli bir şekilde de atıp kişilerin olumsuz duygularının yerini olumlu duygularının alması sürecini kolaylaştırıyoruz.
Hatta çoğu zaman direkt olumluyla bağlantı kurmasını sağlayabiliyoruz. Bunu kişilere cesaret, özgüven, mutluluk, sevgi, güzel konuşma çapaları atarak yapıyoruz. Çapa da ne deyip geçmeyin. Sizi ihtiyacınız olduğu an, ihtiyacınız olduğu şekilde o anı geçirmenize en büyük faydayı sağlayacak belki de tek şey…
İnanın arkadaşınıza gidip bunu yapmaya hiç cesaretim yok ne yapayım diye sormaktan, google’da mutlu olma yolları, özgüven kazanma metotları veya sevgiyle alakalı bilumum şeyleri aramaktan çok daha faydalı.
Yazılarımı uzun süredir takip edenler beyinle ilgili yazdığım makaleden de hatırlayacaklardır.
Beyin aslında minicik bir organ erkeklerde 1 kilo 400 gr, kadınlarda 1 kilo 250 gr ama adeta hayatımızın işletim sistemi. Her şey onun sayesinde hayat buluyor. Tam bir bilgisayar gibi çalışıyor. Biz ona ne söylersek, ne yazarsak, ne düşünürsek, ne sorarsak aynen yazıyor ve cevap vermek için çözümler bulup, gece gündüz demeden aralıksız çalışıyor. Biz farkına bile varmadan çözümler, belki de şu an yanınızdan geçen kişilerin konuştuklarında, gittiğiniz bir restoranın garsonunda, bir mağazanın tezgahtarının söylediğinde, ummadığınız bir yerde başınıza gelende veya başka birinin başına gelen şahit olmanız ve almanız gerekeni almanızda ya da yalnızca hissettiğinizde, içinizden geçen sesin söylediğinde…
Yeter ki bakmayı bilin.




