En büyük motivasyon kaynağının çocukları olduğunu söyleyen ve onlarla anılar biriktiren neşeli bir anne Pelin Akil. Tüm bunların yanı sıra başaarılı oyuncu kimliğiyle de öne çıkıyor. Pelin Akil’in kariyerine, çocuklarına ve hayatına dair merak edilenler röportajımızda… Gelin birlikte göz atalım!
Yıllardır herkesin örnek çift gözüyle baktığı mutlu bir beraberliğiniz var. Bu aşk nasıl başladı?
Bu aşk, çok güçlü bir arkadaşlıkla başladı. Hatta ilk başlarda birbirimizi hiç sevgili olarak düşünmediğimiz zamanlar oldu, birlikte çok güler ve eğlenirdik. Gerçekten sevgili olmayı hiç düşünmemiştik. Zamanla daha çok görüşmeye başladık. Bu güçlü arkadaşlık bağı birbirimize daha farklı hissettiğimizi düşünmemize, daha fazla sahiplenmeye ve kıymet vermeye dönüşünce de 2013 yılında sevgili olduk.
Hayatlarınızı birleştirmeye nasıl karar verdiniz?
Sevgili olduktan sonra beraber yaşamaya başladık. Birlikte yaşayabilmek önemli çünkü uzun süreli sevgililiğin ardından evlenip aynı evde yaşamaya başlayınca anlaşamayan, çeşitli olumsuzluklarla karşılaşan ve ilk yılda boşanan çok arkadaşım var. Aynı evde yaşamak başka sorumluluklar ister. Biz bunu deneyimledik. Evlenme kararı ise şöyle oldu; ben 30’uncu doğum günümün hep özel olmasını istiyordum. Anıl, doğum günümde küçük bir arkadaş grubuyla her şeyi organize ederek Heybeliada’da çok özel bir hazırlık yapmıştı. Çok profesyonel olmayan ama saflık ve temizlik kokan, çok güzel anlarımızın olduğu bir ortamdı. Orada bana evlenme teklifi etti. Ben de “evet” dedim, 32 yaşımda evlendim, 34 yaşımda da minişlerimiz oldu.
Hamile olduğunuzu ilk öğrendiğinizde neler hissettiniz? Planlı bir hamilelik miydi?
Hamile olduğumu öğrendiğimde çok şaşırmıştım, çünkü beklemiyorduk. Çok istiyorduk fakat olmuyordu ve ben “Neden acaba” şeklinde düşüncelere kapıldığım bir dönem yaşıyordum. Çok fazla düşünmediğim bir zamanda hamile olduğumu öğrendim. Şöyle öğrendim; hastaneye check-up yaptırmaya gitmiştim, sonra bana bir testimin yapılamayacağını söylediler. Bir oran, çok yüksek çıkmış. Sonra baktığımızda hamileymişim ve iyi ki de o alete girmemişim. Şok olmuştuk. Çok mutlu olmuştum. Hiç unutmuyorum. Tabii tek bebek bekliyorduk
Bebeklerinizin ikiz olduğunu öğrenince aklınızdan ilk geçen ne oldu?
İkiz bebek beklediğimizi öğrendiğimiz an gerçekten tatlı bir şok yaşadık. Çünkü doktorumuz çok geç gördü. Sonra o doktoru değiştirmek zorunda kaldım. Anıl askerden yeni dönmüştü. Biz sadece rutin kontrole gidiyorduk. Doktor birdenbire gözlerini faltaşı gibi açıp, bir monitöre bir bize bakıyordu. Biz herhâlde kötü bir haber verecek, kalbinin sesini duymuyor, bir sıkıntı falan var dedik. Çok üzülmüştük. Doktor bize döndü ve ikiz bebeğiniz olacak dedi. Bence ilk aklımızdan geçen şeyi dilimize vurduk; şimdi ne yapacağız, yandık… Ne annem ne babam ne de ailemiz; ilk haber verdiğim kişi Doğa Rutkay’dı. Doğa’nın ikizleri olduğu için onu aramıştım. O da “Muhteşem bir haber, harika günleriniz olacak” diye bana dönüş yapmıştı. O heyecanımı hiç unutamam.
Nasıl bir hamilelik geçirdiniz? Hamilelik süreciniz de bir sıkıntı yaşadınız mı?
Hamileliğim başlarda çok rahat geçiyordu. Hiçbir sıkıntı yoktu. Ne bir mide bulantısı, ne aşerme, hiçbir şey yoktu. Ortalarında aşermem oldu; beyaz sabun kokusuna ve naneye deliriyordum. Sürekli mentollü şeker yiyordum, çok az beyaz sabun yediğimi bile hatırlıyorum. Evet, çok ilginç… Daha sonralarında bazı sıkıntılar olmaya başladı. Zaten ikiz ve çoğul gebelikler hep riskli gebeliklerdir. Bizde de ikizden ikize transfüzyon sendromu oldu. Bebekler karnımdayken ameliyat oldular. Bir tanesi yaşamaz diyorlardı. Çok iyi bir doktor olan Profesör Doktor Cihat Şen’i saygıyla selamlıyorum, kendisini çok seviyorum. Başka doktorlar daha çok yüzdelerden bahsederken Cihat Hoca; “Onların sağlığı için çalışacağız ve onları yaşatmaya odaklanacağız” diyerek bize büyük motivasyon vermişti. Transfüzyon, lokal olmuştu. Bayıltmadan karnıma kamera ile girmişlerdi ve ben, her şeyi görüyordum. Ultrason gibi değildi, yani ikisinin de yüzlerini falan her şeyi görüyordum. Hatta Lina bana “Okey” işareti yapmıştı. Doktor Cihat Şen, “Bak her şey yolunda diyor sana” demişti. Hipertiroidim vardı, kilo alamıyordum. O sıkıntı değildi de çok kansız olmuştum ve hamileliğin sonlarına doğru bembeyazdım, ekstra kan takviyesi almıştım. Şükürler olsun ki her şey başarılı oldu.
Doğum süreciniz nasıl geçti? Her şey planladığınız gibi gitti mi?
Doğum sürecim de çok güzel geçti, 36 hafta+2 gün sonra bebekleri almışlardı. Riskli olduğu düşünülerek ikiz bebekler için çok fazla beklenmiyor. Bebeklere isimlerini koyarken, Alin ve Lina isimlerine karar vermiştim. Alin isminin anlamı “Işığın kaynağı, parıldayan ışık” demek. Ben de hep ilk karnımdan çıkanın ışığın kaynağı Alin olsun, kardeşi de onun ışığıyla gelsin diye düşünüyordum. Böyle bir plan yapmıştım fakat ben doğum esnasında doktorumuz Cihat Hoca “Hangisini alayım önce? Büyüğü mü, küçüğü mü?” diye sordu. Ben “Bana hiçbir şey sormayın, çünkü ilk çıkanın ismi belli. Onun kaderini ben belirlemek istemiyorum. Siz hangisini almak istiyorsanız alın” demiştim. Cihat Hoca’da “İyi bakalım şu toparlak olanı alalım” demişti ve Alin’i çıkarmıştı. Sonra da minişim Lina’m gelmişti. Güzel bir doğumdu.
Hem anne hem de baba olmak insanın kimyasını, görüşlerini ve hayatını tamamen değiştiren kutsal bir durum. Anne ve baba olduktan sonra sizin hayatınızda neler değişti? Nasıl farkındalıklar kazandınız?
Anne veya baba olmak gerçekten bambaşka duygular. Kutsal mı onu bilemem, bence öyle ama bunu çok da ayrıştırmamak lazım. Anne veya baba olmak için doğurmaya ihtiyaç yok. Merhamet duyduğun tüm canlılar için onların annesi, babası gibi hissedebilirsin. Ama senin canından, kanından bir şeyi dünyaya getirmek bambaşka bir şey… O kadar sana muhtaçlar ki özellikle küçüklerken… Sonra ayakları üzerinde durmaya başladıkları zaman tabii ki kendi kararları ve fikirleri olacak. En muhtaç zamanlarında bambaşka bir sürece giriyorsun. Her şeyin onlar oluyor, her şeyini onlara göre planlıyorsun. Her şey artık onlar üzerinden gidiyor. Bir yere gideceksen işini ona göre ayarlıyorsun, onlarla konuşma şeklin farklı oluyor. Elbette çocuklarının iyi evlatlar olmasını istiyorsun. O yüzden söylediğin her şeye, yanlarında yaptığın her hareketine dikkat ediyorsun. Bence insan çocuğu olduktan sonra çok büyük farkındalıklar kazanıyor. Dünya’ya, çocuğa, insana, canlıya daha başka bakıyor. Benim kendi edindiğim çıkarımlar bunlar. Genelde de öyle olduğunu düşünüyorum.
İkiz çocuk sahibi olmak sizi ne kadar zorladı?
İkiz, üçüz, dördüz çocuğa sahip olan anlar diye düşünüyorum. Hatta üçüz ve dördüzü düşünmek bile istemiyorum. Ne kadar zorladı sözcüğü biraz acımasız geliyor ama bize doğduklarından beri, hatta karnıma düştüklerinden beri riskli gebelik olarak başlıyor zaten hayat. Onlar doğduktan sonra her şey bir meydan okuma… Gerçekten kendi sınırlarımızı deniyoruz. Bebeklerken özellikle, emzirme döneminde aynı anda acıkıyorlardı, ikisini de birlikte uyutmaya çalışıyordum çünkü bana dinlenecek vakit kalmıyordu. Kolay değil ama onların varlığı başıma gelen en güzel şey. Kabul olmuş en güzel duam onlar benim. Çaresiz hissettiğim anlar oluyordu ama hiç pişman olmadım, isyan etmedim. Çünkü gerçekten çok güzel onların varlığı. Zorlukları hep oluyor, her yaşta olacak. O zaman emzirirken oluyordu, uyumuyorlardı, ağlıyorlardı. Şimdi de biri bir şey istiyor, diğeri alınmasın diye ağzımızdan çıkan her şeye dikkat ediyoruz. Kıyaslamalar, karşılaştırmalar biz yapmıyoruz ama dışarıdan herhangi bir kişinin de bunu yapmasına izin vermemeye çalışıyoruz. Bu gibi zorluklar oluyor. Her şey eşit olsun istiyorum. Birisini birisinden ayırmamak, kayırmamak için biz yapmıyoruz ama onlar öyle hissetmesin diye çok emek harcıyoruz.
Alin ve Lina’ya baktıkça onlarla ilgili kurduğunuz en güzel hayal ne?
Onlara baktığımda, onları izlediğimde, birlikte oynarlarken gördüğümde hep birbirlerine destek olsunlar, kimseye muhtaç olmasınlar, hep birbirinin arkasında veya yanında olsunlar istiyorum. Çok güzel bir gelecekleri olmasını, iyi insanlarla karşılaşsınlar istiyorum. Sağlıkları iyi olsun, kendilerine iyi baksınlar. Biz kendimizden daha çok onlara dikkat ediyoruz. Onlar da böyle alışsınlar ve hayatlarında karşılarına hep güzel şeyler çıksın, onları hep böyle hayal ediyorum. Çiçek bahçesinde birbirlerinin elini tutmuş koşuşturuyorlar, büyüdüklerinde de öyle olmasını hayal ediyorum. Güzel bir gelecekleri olsun.
Çocuk yetiştirme konusunda iyi yaptığınıza inandığınız süper gücünüz sizce ne?
Sandığımdan çok daha sabırlıymışım. Hem koç burcu kadını olarak hem de karakter özelliği olarak sabırsız olduğumu düşünüyorum. Evet tez canlıyım, hala öyleyim ama ikiz çocuk olunca size çok şey öğretiyor. Tahammülünüz, sabrınız, anlayışınız, merhametiniz her şey çarpı iki oluyor. O yüzden de attığınız her adıma, söylediğiniz her söze daha da fazla dikkat ediyorsunuz. Süper gücüm herhalde, kendi sınırlarımı bildiğim için aslında çok tahammülsüz, sabırsız bir insan olduğumu zannederken aslında hiç öyle olmadığımı, onlarla birlikte bir süper güce sahip olduğuma inanıyorum. Onların varlıkları bir sürü kahramanlıklar yapabileceğim süper güçler edinmeme sebep oldu.
Hem ebeveyn hem eş hem de uzun saatler çalışan bir oyuncu olmak sizi çok yormuyor mu? En büyük motivasyon ve enerji kaynağınız nedir?
Çok yoruluyorum, bazen çok güçsüz hissediyorum ama en büyük motivasyon kaynağım onların yanında olma isteği. Setten sabah veya gece geç saatte gelirken bir an önce onların kokusunu içime çektiğim anı düşünüyorum. Bu beni işime daha iyi odaklanmamı, daha çabuk ve daha iyi yapmaya teşvik ediyor. En büyük motivasyonum onlarla geçirdiğim anlar. Bir an önce yanlarında olmak ve onlarla zaman geçirmek. En yorulduğum zamanlarda onları düşünüyorum.
Tekrar çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?
Şu an düşünmüyoruz ama ikiz, üçüz annelerine bunu sorduğunuzda “Hayır, kesinlikle olmaz” diye cevaplar geliyor. Ben o kadar kesin konuşmuyorum. Şöyle bir şey var; bir tanesine bile sevgini tamamen veremiyorsun, sevgini de paylaşıyorsun ya o yüzden üçüncü çocuk zor bir şey. Şu an öyle bir düşüncem yok. İleride ne olur, hayat ne gösterir bilinmez. Onlara bir kardeş olur mu bilemiyorum.
EasyFishoil markası ile yakın zamanda bir iş birliğiniz oldu. Bu projeyi hayata geçirmeye nasıl karar verdiniz?
EasyFishoil zaten bizim ailemizin bir parçasıydı. Hayatımızda olan bir markaydı. Balık yağında sektöründe önemli bir yeri olan ve bizim doktorumuzun tavsiyesiyle denediğimiz bir ürün. Çocukların da çok hoşuna giden ve bir tane daha istediği bir ürün. Biz deneyimlediğimiz, güvendiğimiz bir marka ile iş birliği yapıyoruz. Bizler ve çocuklar çok seviyoruz.
Çocuklarınızda daha önce balık yağı kullanım süreci nasıl oldu? EasyFishoil öncesinde ne gibi deneyimlerle karşılaştınız?
Çocuklara daha önce balık yağı kullanımı deneyimimiz olmadı. EasyFishoil ile kullanıma başladık. Benim çok deneyimlerim oldu. Hatırlıyorum, annem ve babam yurtdışından getirirlerdi. Hepsi birbiriyle aynıydı. Çocukluğumda balık yağı ile ilgili olumlu şeyler hatırlamıyorum. Ama bizim çocuklarımızın öyle bir hatırası olmayacak, buna eminim.
EasyFishoil marka elçisi olarak ürünler hakkında neler söylemek istersiniz? Hangilerini deneyimlediniz? Ürünleri nasıl buluyorsunuz?
Hepsini deneyimledik ve hepsini seviyoruz. Tek kullanımlık olması ve okside olmaması çok güven verici hususlar. Marka elçisi olmaktan dolayı gurur duyuyorum ve markanın da sonuna kadar arkasındayım. Çocuklarım da ben de kullanıyoruz. Faydalarını da görüyorum. EasyFishoil ile çalışmaktan çok mutluyum. Uzun bir süre de kullanmaya devam edeceğiz.