Fazla kilolarından şikayetçi birçok kişi, onlardan bir an önce kurtulmanın yollarını arar. Maalesef onların büyük bir kısmı, sadece tartıda görünen sayıları önemseyip sağlıksız yöntemlere başvurur. Umarız siz bu yanlışa düşmemişsinizdir. Neden mi?
Fazla kilolarından kurtulmak isteyenlerin büyük çoğunluğunun başvurduğu ilk yöntemlerden biri, aç kalmaktır. Kendisini bir anda düşük kalorili diyetlere bırakan kişi, kısa sürede tartıda eksilen sayıları görür. Fakat vücuduna verdiği zararı daha geç fark eder. Nasıl ki bu kiloları kısa sürede almadıysak, kısa sürede de bunlardan kurtulmayı hedeflememek gerek.
Düşük kalorili diyetler ve sonuçları
İhtiyacımızın çok daha altındaki kalorilerle yapılan diyetler sonucu, kaybedilen ağırlıkların yüzde 60-70’i kas dokusundan yani yağsız vücut ağırlığından, yüzde 30-40’ı ise yağ dokusundan kaybedilir. Sağlıklı ve dengeli beslenme planı ile bizim hedefimiz ise, kaybı sadece yağ dokusundan sağlamaktır. Düşük kalorili diyetlerin diğer bir kötü yanı ise, kişinin metabolizmasının yavaşlaması ve sonucunda ağırlık kaybının azalmasıdır. Aynı zamanda metabolizma kendini, yağı depolama konusunda daha aktif hale getirerek kendini korumaya alır ve daha az enerji harcayarak mevcut kilosunu korumaya çalışır. Sonuç olarak, kas dokusunda azalmalar ve yağ depolamada artış gözlenir. Düşük kalorili diyetlerin sonucunda; kanda ürik asit artışı, böbreklerden kan akımı ve süzülmesinde azalma, saç dökülmesi, ruhsal bozukluklar, karaciğer glikojen deposunda azalma, baş dönmesi, kansızlık gibi sorunlar baş gösterir.
Yüksek proteinli düşük kalorili diyetlerin zararları
Vücudumuzda bulunan hücrelerin büyük bir çoğunluğu proteinlerden oluşur ve bu hücreler kendilerini yenileme süreci gerçekleştirir. Dolayısıyla vücuttan düzenli olarak protein atımı gerçekleşir. Bu yapım, yıkım ve atım döngüsü ile kişide belli oranda protein ihtiyacı oluşur. Bu döngünün sağlıklı ilerleyebilmesi için ortalama olarak günlük enerjinin yüzde 15 ila 20’si proteinden sağlanmalıdır. Fakat popüler diyetler gündeminde, yüksek protein tüketiminin kilo vermede etkisi üzerinde farklı algılar yaratılıyor. Bir diyetisyen tarafından belirlenmemiş, kişilerin kendilerince oluşturdukları yüksek proteinli beslenmeleri sonucu vücuda yarardan çok zarar ortaya çıkar.
Sağlıklı kilo verme süreci nasıl olmalı?
Kilo verme sürecinde uygulanan diyetler, kişiye özgü olmalıdır. Çünkü her bireyin metabolizması, ihtiyacı olan enerji, yemek yeme alışkanlıkları ve beslenme düzenleri gibi birçok etken bireye özeldir. Genel mantığı ile diyette kişinin ihtiyacına uygun enerjinin yüzde 55-60’ı karbonhidrattan, yüzde 15-20’si proteinden ve geri kalanı sağlıklı yağlardan sağlanmalıdır. En önemlisi ise diyet sonrası sağlıklı beslenmeyi bir yaşam biçimi haline getirerek kalıcılık sağlamak esas olmalıdır.
Diyet sırasında nelere dikkat etmeli?
- Kompleks karbonhidrat kaynakları tercih edilmeli.
- Sağlıklı yağlar tercih edilmeli.
- Her gün mutlaka 2,5-3 litre su içilmeli.
- Glisemik indeksi düşük besinler tercih edilmeli.
- Yüksek lif kaynakları tercih edilmeli.
- Haftada en az iki gün mevsim balığı tüketilmeli.
- Bağırsak florasını destekleyici probiyotikler kullanılmalı.
- Meyve/sebzeler taze tüketilerek vitamin, mineral ve liflerinden yararlanılmalı.
- Yemeklere atılan tuzu azaltıp baharatlarla lezzet verilmeli.




