Sağlığınızı test edin

Uzun vadede fit ve sağlıklı kalabilmek için uyarı işaretlerini erken yakalayın. Kaç yaşında olursanız olun sağlığınızı test edin.

Sosyal yaşamınız çok mu yoğun? Peki ya iş hayatınız da mı? Özen isteyen doktor ziyareti öncelik listenizin en altında olabilir. Sonuçta habersiz olma mutluluktur, öyle değil m? Ancak değil. Önlem almak tedaviden daha iyidir, bu nedenle gelecek yıllarda sağlığınızı korumak için düzenli olarak check-up’lara zaman ayırmalısınız. Vücudumuz araba gibidir; özellikle hepimiz doğal olarak yıllar içinde sağlık sorunlarına karşı hassaslaştığımız için rutin bir şekilde muayene olmamız gerekir. Yaşlandıkça belirli rahatsızlıklara karşı risk altında olup olmadığımızı anlamak için sağlık kontrolleri çok daha önem kazanıyor. Sağlık kontrolleri büyük bir sorun haline gelmeden önce beslenme ve yaşam tarzında değişiklikler yapmamıza olanak sağlıyor. Eğer tahlil sonuçlarında bir sorun olduğu görülürse erken öğrenilmesi tedavinin o kadar etkili olmasına neden olur. Daha sağlıklı olma yolunda size yardımcı olabilmek için yaşamınızın her 10 yılında yaptırmanız gereken testleri sıraladık. İşte başlıyoruz!

GENEL SAĞLIK KONTROLÜ ZAMANLAMA LİSTESİ

  • 20’li yaşlarınızda

Eğlenmeyi hepimiz severiz. Ancak yıllar boyunca dur durak bilmeden eğlenmek, büyük zarar vermeye başlar; sadece genel sağlığımıza değil, en önemlisi karaciğerimize… O nedenle bu aşamada karaciğer fonksiyonlarını kontrol ettirmek, son derece faydalı olacaktır. Basit bir kan tahlili ile doktorunuzdan karaciğer enzimlerinizi analiz etmesini isteyebilirsiniz. Genel olarak alkol alımınızı azaltmanız iyi olacaktır. Çok fazla içki içmemeye özen göstermeniz hem şu anda hem de ileride sağlığınızı arttıracaktır. 25 yaşına geldiğinizde ilk servikal taramanızı yaptırmak için doktorunuzla iletişime geçebilirsiniz. Ürkütücü gibi gelse de test çabuk ve ağrısız olduğu için endişelenmenizi gerektirecek hiçbir şey yok. Rahim boynundaki anormal hücrelerin saptanması, rahim kanserini önlemeye yardımcı olduğu için bu tahlil için randevu almak önemlidir. Rahim boynundaki hücrelerden örnek alınarak yapılan smear testi, herhangi bir anormallik olup olmadığını ve (HPV) insan papillom virüsünü kontrol eder. Doktorunuz sonuçlar ile ilgili sizinle irtibata geçer.

25 yaşına geldiğinizde ilk servikal taramanızı yaptırmak için doktorunuzla iletişime geçebilirsiniz. Rahim boynundaki anormal hücrelerin saptanması, rahim kanserini önlemeye yardımcı olduğu için bu tahlil için randevu almak önemlidir.

  • 30’lu yaşlarınızda

Belki hemen bebek sahibi olmak, belki de gelecek yıllarda bebek sahibi olabileceğinizi anlamak için mümkün olduğunca kolay bir şekilde uygun adımları atmanız gerekir. Neyse ki bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin yaklaşık yüzde 84’ü hiçbir sorun yaşamadan bir yıl içinde hamile kalabiliyor. Ancak öncesinde vücudunuzun buna hazır olduğundan emin olmak iyi bir fikirdir. Hormonların doğru dengede üretildiğini anlamak ve değilse tavsiye almak için kadın hormonu tetkikleri yaptırmak çok yararlı olacaktır.

Eğer hamile kalmak ve hormon düzeyinizi korumak için bir ipucu arıyorsanız, şimdi 400 mcg içeren folik asit desteği almaya başlamanın tam zamanı. Böylece vücudunuzu sağlıklı bir hamileliğe hazırlamış olursunuz. Ve eğer doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, hamile kalmayı denemeden en az üç ay önce kullanmayı bırakmalısınız. Doğum için vücudunuzu mümkün olduğunca sağlıklı tutmak için kilonuza dikkat edin, sigarayı bırakın ve alkolü en aza indirin.

  • 40’lı yaşlarınızda

Yoğun iş yaşamı ile aile ve sosyal hayatınızda bir denge kurmak, çoğu zaman tükenişe neden olur. Oysa bu yaşlardaki birçok kadın yorgunluktan şikayet eder. İyi haber ise basit bir test yaptırarak sorunun kaynağını saptayabilirsiniz. 40’lı yaşlara girdiğinizde enerji seviyenizde azalma başlayabilir, bu nedenle tiroitlerinizi kontrol ettirerek düzgün çalıştıklarından emin olmalısınız. Boyun bölgesinde kelebek şeklinde yerleşmiş iç salgı bezi olan tiroit metabolizmayı kontrol etmeye yardımcı olur. Yeteri kadar çalışmadığında kilo alma, sıkıntı ve uyuşukluk gibi benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Tiroid hastalıkları kadınlarda erkeklerden daha çok görüldüğü için bizim yatkın olduğumuz bir sorundur.

40’lı yaşlara geldiğinizde enerji seviyenizde azalma başlayabilir,
bu yüzden tiroitlerinizi kontrol ettirerek düzgün çalıştıklarından emin olmalısınız.

  • 50’li yaşlarınızda

50’li yaşlara geldiğinizde aklınızda muhtemelen menopoz olacaktır. Yaşamın bu doğal aşamasında birçok kadın vücutlarında meydana gelen hormonal değişikliklerin etkisi nedeniyle endişelenmektedir. Menopoz ile birlikte östrojen ve progesteron hormonlarındaki azalma kemiklerde zayıflamaya neden olur. Özellikle aile geçmişlerinde osteoporoz veya risk oluşturabilecek başka bir rahatsızlığı olan kadınların yatkınlıklarının olup olmadığını öğrenmeleri için kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Neyse ki beslenmenizde daha fazla kalsiyumdan zengin besinler (süt ürünleri ve yapraklı yeşillikler gibi) tüketmenin yanı sıra her gün düzenli olarak 20 dakika güneşe çıkarak D vitamini seviyenizi artırmanız gibi alınabilecek önlemler, kemik kaybını azaltmaya yardımcı olacaktır. Ayrıca bir uzmana danışarak bu değerlerinizin düşük olması halinde besin takviyesi olarak da alabilirsiniz.

  • 60’lı yaşlarınızda

60’lı yaşlara geldiğinizde yaşınızdan dolayı vücudunuzun glikoz ile başa çıkma becerisi azaldığından daha genç kadınlara göre, Tip 2 diyabete yakalanma riskiniz daha fazladır. Diyabet tedavi edilmediğinde daha kötü sonuçlara neden olacağından mümkün olduğunca erken teşhis edilmesi çok önemlidir. Doktorunuz sizden sekiz saat aç kaldıktan sonra kandaki glikoz miktarının ölçüldüğü açlık kan şekeri tahlili isteyebilir. Desilitrede 70-100 miligram (mg/ dL) glikoz seviyesi normal olarak kabul edilirken 126mg/dL ve yukarısı Tip 2 diyabet olduğunu gösterir. Durum o kadar vahim değil ancak eğer sonuçlar normal düzeylerde çıkmazsa doktorunuz durumu kontrol altına alabilmek için size ilaç verebilir ve aynı zamanda bir beslenme uzmanından tavsiye almanız ilerleyen zamanlarda sağlığınızı korumanıza yardımcı olacaktır.

60’lı yaşlara geldiğinizde yaşınızdan dolayı vücudunuzun glikoz ile başa çıkma becerisi azaldığından daha genç kadınlara göre, Tip 2 diyabete yakalanma riskiniz daha fazladır.

  • 70’li yaşlarınızda

Bu yaşlarda dejeneratif hastalıklara yakalanma riski artar. O nedenle yağlı balıklar, kabuklu yemişler, tohum ve çekirdekler gibi Omega-3 seviyenizi artıracak besinler tüketmenizi tavsiye ederiz. Harvard Halk Sağlığı Okulu’nda 2009 yılında yapılan bir çalışmada yetersiz Omega-3 ile beslenme nedeniyle, yılda aslında önlenebilir olan 96 bin ölümün yaşandığı açıklandı. Bu nedenle öncelikli olarak beslenme ile ilgili önlemlerinizi almalısınız. Omega-3 esansiyel yağ asitlerinin anti-enflamatuar etkisi bulunuyor ve kalp/damar hastalıkları, Tip 2 diyabet, Alzheimer ya da kanser başta olmak üzere dejeneratif hastalıklara fazla enflamasyonun neden olduğu düşünülüyor. Enflamasyonu kontrol altında tutmanın bir başka yararı ise yaşlanma sürecini yavaşlatmasıdır. Bu esansiyel yağlar, beyinde plak oluşumunu azaltarak yaşlandıkça hafızanızın keskin olmasına yardımcı olur. Omega-3 seviyenizin yüksek olması kalp sağlığınızı ve yaşa bağlı olarak meydana gelen maküla dejenerasyona karşı gözlerinizi korur. Görme testleri, göz hastalıklarının erken işaretlerinin ve aynı zamanda diyabet ya da glokoma gibi diğer sağlık sorunlarının fark edilmesini sağlar. 70’li yaşlarda görme bozuklukları daha hızlı ilerlediği için daha sık kontroller yapılmalıdır.

DAHA UZUN SÜRE GENÇ KALMANIN 3 YOLU

Zamanı geriye alamazsınız ancak gençlik çeşmesini devam ettirebilirsiniz! Bu basit taktikleri deneyin.

  1. STRESSİZ YAŞAYIN
    Stres yaşlanmayı hızlandıran fiziksel değişikliklere neden olur. Adrenalin ve kortizol hormanlarındaki artışın hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınızı olumsuz etkiler. O nedenle düzenli olarak yapacağınız yoga gibi rahatlamanızı sağlayacak egzersizler ile meditasyon yapabilirsiniz.
  2. SPOR YAPIN
    Aktif bir yaşam sürmek, sadece iyi hissetmenizi sağlayan serotonin hormonunu yükseltmez aynı zamanda araştırmalara göre kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini de düşürür. Daha fazla yürüyerek, araba kullanmak yerine bisiklete binerek ve haftada üç kez egzersiz yaparak hareketliliğinizi arttırın. Böylece genel sağlığınızı iyileştirin.
  3. DENGELİ BESLENİN
    Hem kilonuzu korumak hem de sağlığınızı desteklemek için yağsız protein, karmaşık karbonhidratlar ve iyi yağlar ile dengeli beslenin. Dutsu meyveler, yapraklı yeşillikler, sert kabuklu yemişler ve çekirdekler gibi süper yiyecekleri günlük beslenmenize dahil edin.

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles