Bazen beynimizi sıfırlamak ve yoğun duygularımızdan kaçıp kurtulmak, refresh olarak hayatımıza devam etmek isteriz. İşte bu noktada karşımıza beynimizi yakan adam Barış Muslu çıktı.
Sizi tanıyalım ve NeuroFormat tekniği ile nasıl tanıştığınızı öğrenelim…
Aslında mühendisim, üzerine İşletme Master’ı yaptım. Hayatta bu konulara girme gibi bir amacım yoktu. Amerika’da üniversite okurken, NLP’ye merak sardım. Türkiye’de bu işi ilk öğrenen ve uygulayan insanlardan biriyim. Bir müzik grubum vardı, 30 yıl gitar çaldım. Mavi bir gitarım var, şurada (gösteriyor)… O gitar benim hayatımı mahvetti! 2005 yılında grup çalışması yapıyoruz ve deli gibi gitar çaldığım bir dönemdi. Kendimi (16 yaşında kırdığım elimi) oldukça fazla, zorladım. 8 saat gitar çaldım ve zor bir pozisyonda pratik yaptım. Ertesi sabah kalktığımda elim, benim elim değildi, sanki başkasının eliydi! Elimi artık kontrol edemiyordum ve gitar çalmakla başlayan, bu olay uzadı. Sol elimdeki sorun, sağ elime de geçti ve daha sonra bu sıkıntılı durum ayaklarıma kadar uzandı. ALS, MS hastalığı gibi (tabii bu hastalıklar hafif kalır) kaslarda ağrı, seyirmeler… Büyük sorunlar ve beraberinde büyük korkular devam etti. Çünkü her sabah uyandığımda hayatım daha da kötüye gidiyordu. Aslında kırık elime travma yaşatmışım. Her şey psikolojik travma değildir. Vücudun belli bölgeleri de travmalar yaşayabiliyor. Vücut kendini korumaya alabiliyor. 2009’a kadar hiç kimse bu soruna çözüm bulamamıştı. Bu sorundan kendi başıma çıkma yöntemini buldum ve devamı geldi. Bu zor süreçte çok araştırmalar yaptım ve sonucunda NeuroFormat çıktı. Kendi sorunumu çözdükten sonra başkalarına faydalı olmaya başladım. Birçok insana fobilerini ve travmalarını yenme konusunda destek oluyorum.
Neuroformat nedir?
Neuroformat; beyinde yaşanan olayların etkisini temizlemektir. Olayın kendisini silmek ve kişinin tamamen ‘hatırlamıyorum’ demesi gibi bir noktaya gelmiyor. Bizim yaptığımız şey şu; kişi olayı çok iyi hatırlar ama o olayla ilgili artık bir şey hissetmez. Zamanla unutabiliriz gibi düşünülse de 50 sene sonra bile travmanın içine girince deli gibi ağlayabilirsiniz.
Korkularımızın nedeni nedir, travmalarımız hayatımızı nasıl etkiliyor?
Korkularımızın nedeni travmalarımızdır. Hayatımızı deligibi etkileyen de travmalarımızdır. Bunu yaratan şeyin kendimiz olduğunu sanıyoruz ama bu kadar basit değil. Bizi yaratan şey travmalardır. Şöyle ki; biz birer kuyruklu yıldızız (iyi anlamda değil). Travmalarımızı, arkamızda taşıyoruz. Geçmişimiz, her yere bizimle gidiyor. Aslında beynimiz, travmaları bela olsun diye arkamıza koymuyor. Bunları, bizi korumak amacıyla saklıyor. Beynimiz, aşırı korumacı ve aşırı her şeye müdahale edici olduğu için doğru seçimi yapamıyor.
Genelde insanlar aynı hataları tekrarlamaktan şikayetçi. Bunun sebebi doğru seçimler yapmamak mı yoksa korktuğumuzun başımıza gelmesi mi? Bunun birçok nedeni var. Örneğin; ilişkilerde kadınların alfa erkek seçimi gibi bir içgüdüleri var. Kadınlar, içgüdüsel olarak hep güçlü erkek peşindeler. Erkeğin, hem kendisine hem çocuğuna bakacak kadar güçlü ve ilgili olması önemli. Açık söylemek gerekirse, bu adam herkes tarafından talep gören bir kocadır. Bu adamın seçeneği de daha fazladır. Bütün kadınlar o adam tarzındaki kişilere yönelince, adam da seçim yaparken birilerinin kalbini kırabiliyor. Doğada, bazı hayvanlar 30 dişiyle birlikte olurken, çoğu hiçbiriyle birlikte olamıyor. Birincisi bu. İkincisi ise; travmadan dolayı çözemediği bir konu varsa, benzer bir konuyu alıp yeniden çözmeye çalışıyor. Örneğin; baba, hem eşine hem de kızına kötü davranmış ve kızı, babasını çözememiş. Büyük bir travma. Baba sorununu çözememiş kız, gidip babasına benzer bir adam buluyor. Ve içten içe diyor ki, ‘ben bunu çözeyim’. Tamamıyla kendi kendine bu sorunu çözüp, kendisini kanıtlamakla ilgili bir olay. Çözülemeyen bir sorunu izzet-i nefis haline getirip, aynı hataları benzer şekillerde yapabiliyorlar.
Peki aynı hataları tekrar etmemek için ne yapmak gerekiyor?
Yenilgiyi kabul edip, onunla barışmak gerekiyor. Yenilen pehlivan güreşe doymaz hesabı, sürekli aynı sorunu bulup ‘bir defa yeneyim şunu’ diyorsun ve her seferinde yeniliyorsun. Kaybetmeyi göze alan çoğu insan yenmeyi başarabilir. Erkeklerle kadınların sorunları çok farklı. Oldukça kapsamlı bir konu, Nero Aşk kitabımda detaylı anlatmıştım. Adam üç defa aldatıldıysa, yine aynı tarz birini bulup aldatılıyor. Bir şeylerle barışmadan bundan kurtulamayız. Kadınlar ve erkekler psikolojik defolarından dolayı yanlış seçimler yapabiliyorlar.
NeuroFormat tekniği ile her alanda istediğimiz hayata kavuşabilir miyiz? Mesela kilo vermek istiyoruz ama veremiyoruz…
NeuroFormat her şeye iyi gelecek diye bir şey yok, öyle bir dünya da yok zaten. Bir sistem vardır, birinde işe yarar birinde işe yaramayabilir. Dünyada, yüzde 100 çözüm getirdiğini savunan biri varsa yalan söylüyordur. Bizim böyle bir iddiamız yok. Ancak sistemimizde kişiye özel çözüm var. Kişinin hayatındaki sorunu buluyoruz ve hızlı bir şekilde çözüyoruz. Mesela; başarını engelleyen bir utangaçlık durumun varsa ya da yıllar önceki bir travmadan dolayı kendini suçluyorsan, biz psikolojik olarak onu çözüyoruz ve başarılı olmasını sağlıyoruz. Birçok insanın beyni kilo tutmaya karar verdiği için diyetlerde başarısız oluyor. Demek ki konu beslenme değil. O zaman beynin neden kilo tuttuğunu bulmak gerekiyor. NeuroFormat tek bir sistem olmasına rağmen sorunun kilitlendiği farklı yerlere müdahale edebiliyor. Bu ‘secret’ gibi bir olay değil. 50 kilo olmak istiyorum hayal edeyim olsun gibi basit bir yöntem değil. Zaten hayat bu kadar kolay değil! Mucizeler yaratabiliyoruz, ancak bu herkesin sorununu çözeceğimiz anlamına gelmiyor. Tekirdağlı bir öğretmen, sakat kalmak üzere ameliyat olup protez takılacakken, kitabımı okuyup travmalarını çözüyor. Şuan o kadar sağlıklı ve fit ki; bu konuda belki iyileşen tek insan. Avasküler nekroz diye bilinen ve kimsenin çözüm bulamadığı bir hastalıktan kurtuldu. Kitabı okuyup uygulamak çok önemli. (Youtube videosu: https://www. youtube.com/ watch?v=p5ZxyIUmzRo)
Alternatif tıp mı bu sistem? Doktorlar nasıl yaklaşıyor?
Hayır, bence tıbbın kendisi. Neden mi? Çünkü sorunlar beyinden kaynaklanıyor. Sağlık sorunlarının çoğunu beyin yaratıyor. Psikolojik olarak değil, yani sen kötü şeylere inandığın için olmuyor, beynin raydan çıktığı için oluyor. Beyin, hayatın belli bir döneminde travma sırasında afallıyor. O yüzden sorun yaşayanlar belli bir süre sonra hasta olabiliyor. Travma, sadece psikolojiyi bozmuyor, sağlığı da bozuyor. İyi anlayan doktorlar güzel yaklaşımlarda bulunuyor.
‘Mantığınla değil, duygularınla hareket et’ diye bir laf vardır. Katılıyor musunuz?
Kesinlikle katılmıyorum. Duygularımızı yöneten beynimizdir. Duygu ve sezgileri de otomatik olarak beyin veriyor. Senin travman ve yaşanmışlığın duygularını tetikliyor. Duygu dediğin şey hormonal ateşlemenin yarattığı bir hissiyat. Bizim duygularımız koşullanıyor ve her zaman doğru şeyi söylemiyorlar. Örneğin; duygun yoğunken, çok mutluyken cips yiyorsun ve o anda yediğin için cips ve mutluluk farkında olmadan birbirini ateşlemeye başlıyor. Cips yerken mutlu oluyorsun çünkü artık koşullandın ya da kötü bir duygu yaşarken, bir travma sırasında süt içiyordun (travma ile süt koşullanıyor), süt içerken beyin tehlike sinyali veriyor. Duygular beynin savunma mekanizmasıdır ve her zaman doğru sinyaller vermezler. Beyin aptaldır. Beynimizin çalışma mantığı çok ilkel. Bu bizim DNA’mızda olan bir kod. Heyecanlandığın zaman kalbinin çarpması gibi yaşadığımız olaylarda düğmelere basıyor.
Metin Hara ile rakip misiniz?
Alakamız yok. Metin Hara ne anlatıyor bilmiyorum. O sanırım biraz daha ruhani konulardan bahsediyor. Benim insanlar üzerinde bir yaptırımım yok. (şöyle yapın, böyle yapın gibi…) Ben beyinle uğraşıyorum, o ruhla.




