Kenara çekilin, su geliyor! Yeni güzellik iksirleri, içten dışa parıltı vaadi veren besin kokteyleri…
Dolgun, canlı ve parlak bir cilde sahip olmak için çok miktarda suyun gerekli olduğu çok uzun yıllardır bilinse de, güzellik uzmanları artık günlük H2O ihtiyacınızı karşılamaktan daha ötesine geçilmesi gerektiğinin farkındalar. “Nutri-kozmetikler”, cilt sağlığınızı iyileştirip zamanı tersine döndürme iddiasını taşıyan takviyeler, tonikler ve iksirlerdir. Ayrıca nutri-kozmetik piyasası şu an oldukça revaçta. Bu, cildin yapısı ele alınınca oldukça mantıklı gelen bir konsept. Epidermise (cildin üst tabakası) lokal olarak uygulanan kremler ve serumlar, canlı hücrelerin üretildiği derindeki tabakalara ulaşamazlar. Dolayısıyla kremler ve serumlar yalnızca geçici bir çözüm sunarlar. Fakat su içmek, su hücrelere daha hızlı ve daha etkin bir şekilde ulaştığından soruna içten dışa bir çözüm sunar. Bu baştan çıkarıcı bir fikir. Ayrıca nutri-kozmetik piyasasının canlılığı da bu ek besinlerin piyasada kalıcı olduğunu gösteriyor. Bu endüstrinin 2020 itibariyle 8 milyar dolar değere ulaşacağı ön görülüyor. Peki ama gerçekten işe yarıyor mu? Cildi lokal olarak tedavi etmeye odaklanan bir piyasada eşsiz cilt hücrelerimizin ilk olarak kremlerin asla erişemediği derin noktalarda üretildiğini unutmak kolaydır. Mükemmel bir forma sahip cilt hücrelerine sahip olmak için bedeni gerekli besinlerle besleyerek bir cilt bakım perhizi başlatmak, kusursuz bir cildin anahtarıdır. Dermatolog ve Murad cilt bakım markasının kurucusu olan Dr. Howard Murad, nutri-kozmetik endüstrisine girmeye yeni teşebbüs etmiş olsa da, mükemmel bir cilde sahip olmak için güzellik takviyelerinin gerekli olduğuna kesinlikle inananlardan. Bunun nedeni ise, yüzeye uygulanan cilt bakım ürünlerinin epidermis denilen üst derinin yalnızca yüzde 20’sine etki ediyor olması. Cildinizin geriye kalan yüzde 80’i yediklerinizden ve içtiklerinizden etkilenir. Bedeniniz yaşlanma belirtileri gösterdiğinde hasar görür ve söz konusu hasar hücresel seviyede tedavi edilmelidir. Bedeninizin kendini iyileştirme kapasitesinin yükseltmek ve bedeninize ihtiyaç duyduğu yapı taşlarını sunduğunuzdan emin olmak için hem yiyecek hem de besin takviyesi seçimlerinde dikkatli olmanız gerekir.
SİHİRLİ İÇERİKLER
Peki, bu güzellik iksirlerinin içeriğinde ne var? Temel içeriklerden ikisi kolajen ve hyalüronik asit ve bunun iyi bir nedeni var. Bu modern çağ güzellik kahramanlarının, uzun süredir yumuşak ve esnek bir ciltle bağlantılı olduğu düşünüldü. Hatta bu iki bileşende yaşanan düşüşlerin, erken yaşlanmaya neden olduğunu gösteren çok sayıda araştırma yapıldı. Kolajen, vücuttaki baskın bir proteindir. Dolayısıyla cildi dayanıklı, esnek ve pürüzsüz tutmaktan sorumlu, oldukça önemli bir bileşendir. Ancak aynı zamanda yaşlanmayla azalan da bir moleküldür. Yalnız durum düşündüğünüz kadar basit değil. Kolajen oldukça büyük bir molekül olduğundan, bazı uzmanlar yüzeye uygulanan kolajen tedavilerini savunmazlar. Zira kolajen cilt tarafından emilemeyecek kadar büyüktür. Bu nedenle nutri- kozmetiklerde genellikle hidrolize kolajen kullanılır. Hidrolize kolajen, dizilerin büyük bir kolajen yatağı olarak kümelenmekten ziyade kimyasal bir süreçle ayrı ünitelere bölünmesiyle oluşur. Günlük porsiyonlarımızda kullanılan 5000 mg kolajen (bedenin absorbe edebileceği günlük miktar), tilapiya balığından elde edilen hidrolize kolajendir. Bu balık daha düşük bir molekül ağırlığına sahiptir. Midede kolayca sindirilir ve kana karışıp, derinin derin katmanlarına ulaştığı küçük bağırsakta emilir. Kolajen molekülleri genellikle midede emilim için fazla büyük olduğundan ve kolajenin deriye ulaştığına dair kesin kanıtlar olmadığından, oral yollarla alınan kolajenin daha etkili olduğu konusunda karara varmak için daha fazla araştırma yapılmalıdır. Bu noktada ağırlığa sahip bir diğer bileşen de hyalüronik asit (HA). Kendisi, insanlar yaşlandıkça azalan bir diğer molekül. Çünkü nemi seven HA, suda kendi ağırlığının bin katı kadar küçülebiliyor. Deri hidrasyonunun ideal seviyede kalmasına ve dolayısıyla cildin esnekliğini korumasına yardımcı olduğu düşünülüyor. Hyalüronik asit, cilt yapısını destekleyen temel bileşenlerden biridir. Kolajen ve hyalüronik asit aynı gerekçelerle takviyelere eklenirler. Fakat takviyelere eklenen HA’nın deriye ulaştığına dair bir kanıt yok. HA’nın gücüne dair herhangi bir kanıt olsaydı, muhtemelen Tokyo’dan iki kilometre uzaklıktaki Yuzurihara kasabasında (uzun yaşam kasabası olarak da bilinir) bulunurdu. Bu kasabadaki 85 yaş üstü kişilerin sayısı Kuzey Amerika’dakinin 10 katı daha fazla olmakla kalmayıp, bu kişiler pürüzsüz ciltleri, esnek eklemleri ve kalın telli saçlarıyla ünlenmiş durumdalar. Kasaba doktoru Toyosuke Komori, kasabalıların genç görünüşünü iyi bir beslenme alışkanlığına ve elbette hyalüronik aside atfediyor. Kasabalılar hyalüronik asit ihtiyaçlarını soya fasulyesi ve mor tatlı patatesten karşılıyor. Bu, takviyelerdeki kolajen ve HA’dan çok daha önemli bileşenler, vitaminler ve minerallerdir. C vitamini gibi güçlü antioksidanların yanı sıra amino asit yapı taşları ve şekerler de kolajen sentezinde önemli bir role sahiptir.
GÜZELLİK VİTAMİNLERİ
Antioksidanlar, sağlık için büyük bir öneme sahip oldukları kadar güzellik için de güçlü oyuncular arasında yer alırlar. Örnek olarak astaksantin, bilinen en güçlü antioksidan olarak tanımlanır ve kırmızı şarapta bulunan resveratroldan 3000 kat daha güçlü kabul edilir. Astaksantin üzerinde yapılan çalışmalar, cildin hem nem seviyesini hem de esnekliğini artırma ve kırışıklıkları azaltma açısından fantastik sonuçlar gösterdi. Astaksantinin güçlü antioksidan özelliği, UV ışınları gibi farklı stres unsurlarına karşı içten dışa koruma sağlar. O halde neredeyse tüm güzellik markasının astaksantin hareketine katılması hiç de şaşırtıcı değil. Doğal kozmetik şirketi Green People’ın ürettiği Green Beauty, kazandığı başarıyı astaksantine, klorellaya, buğday çimine, duvar arpasına ve spirulina yosununa atfediyor. Cildi antioksidanlarla içten beslemek çok daha önemli. Zira iltihaplanmanın başladığı ve çizgilerle kırışıklıkların oluşmasına neden olan yer orasıdır. Ancak daha genç görünen bir cilde giden yolu açan yalnızca pudralar ve tonikler değil. Piyasada öncü Reviv, aralarında Cara Delevingne’nin de bulunduğu ünlülerden oluşan geniş bir müşteri portföyüne sahip. Markanın cilt dostu Vitaglow ürününün içeriğindeki en önemli bileşen de, glutatyon ismi verilen bir antioksidan. Glutatyon, vücudun en güçlü antioksidanı ve arındırıcı bileşeni. Bu antioksidanın cildi aydınlatmaktan, renk değişiminin azaltılmasına yardımcı olmasına kadar, yaşlanmaya karşı güçlü faydalar sağladığı savunuluyor. Düşük glutatyon seviyelerinin, insan bedenindeki her türlü yaşlanma süreciyle bağlantısı var. 20 yaşının üstündeki herkes için doğal glutatyon seviyelerinin ideal seviyede olma şansı neredeyse mümkün değil. Doğru beslenme, vücudun kendi glutatyonunu yeniden üretmesini sağlayabilse de, ideal seviyeye geri dönmek neredeyse imkânsız. Bu yüzden konuya vakıf olanlar, artık damar içi (IV) veya kas içi (IM) yoluyla glutatyon tedariğine yönelmiş durumda… Glutatyonun bu şekilde alınması, bedeninizin maksimum fayda sağlamasını, ihtiyaç duyduğu bileşenleri almasını ve var olanları da doğal yollarda korumasını sağlar. Güzellik takviyelerini damar yoluyla almak, kulağa biraz fazla geliyor. Bu çabaya değer mi? Damardan alınan yüksek doz C vitamininin birçok faydası olduğu kanıtlandı. Özellikle de oral yolla alınan C vitaminin emilme oranı 20 ile 50 arasında değişirken, damar yolunun yüzde 100 emilim sağladığı göz önünde bulundurulursa! Glutatyon gibi diğer antioksidanların nüfuz etkisi, damar içi uygulamada artıyor. O halde kremler, serumlar ve cilt bakım rutinlerinden kurtulup, muhteşem bir cilde kavuşmak için bu yönteme mi odaklanmalıyız? İdeal sonucu elde etmek için güzelliğe hem içten hem dıştan ulaşmaya çalışılmalı. Aslında yalnızca daha genç görünmenizle ilgilenmiyor. İdeal onarımı sağlamak adına bedenin iç kimyasını iyileştirmek, sağlıklı dokulara yapı taşlarının sağlanması ve hasarın önlenmesi için antioksidanların kullanılmasını amaçlıyor. Bu habere iksir dolu bir kadeh kaldırılır!




