Peki ama ya düşersem?

Bazen, düşleri başka bir hayata bırakanın, içimizde o hiç tanımadığımız, varlığından bile haberdar olmadığımız kişiden kaynaklandığını düşünüyorum.

Hiç, “Düşlendiğim hayat sanki çok da uzak olmayan paralel bir evrende, dediğiniz oluyor mu? İç sesinize kulak verdiğiniz anlarda (eğer daha o sese yeni yeni kulak vermeye başladıysanız) bu cümlenin ilk ettiğiniz cümlelerden birisi olması oldukça doğal. Gerçekten başka yaşamlarımız var mı? başka hayatlar yaşadık mı? Bilmiyorum ya da tüm bunları ölüm korkumuz yüzünden mi uydurduk hiç emin değilim. Ama bu iki sorunun cevabı her ne ise mevcut durumun yaşattığı hissi değiştirmiyor. Jung’un bir cümlesi böyle zamanlarda dünyamı aydınlatıyor; “Her birimizin içinde tanımadığımız biri daha vardır”. Pink Floyd’un ‘The Dark Side Of The Moon’daki ‘Brain Damage’ isimli şarkılarında da şöyle diyor; “Kafamın içinde biri var ve o ben değilim”.

Sanırım tüm cevaplar, beynimizin bizden bağımsız olarak çalışan kısmında yatıyor. Bazen, düşleri başka bir hayata bırakanın, içimizde o hiç tanımadığımız, varlığından bile haberdar olmadığımız kişiden kaynaklandığını düşünüyorum. Onun isteklerini duyamıyor ama bilmeden hissediyor olmak, kendimize olan mesafemizi artırıyor.
“Ben kimim?” denen o çok derin ama bir o kadar da herkesin diline dolandığından ne demek istendiği bir türlü anlaşılamayan soru var ya işte o soru; tüm korkularımızın, icatlarımızın, arayışlarımızın, düşlerimizin, isteklerimizin en temel yerinde duruyor. Biz ne zaman istersek o zaman sorulacağını ama en önemlisi bir halde, bir gün sorulacağını bilir.

Peki insan kendisine bu kadar yakın duran bir şeye neden bakmak istemez? Neden kendine iki kelam edemez?
Cevap çok basit ama aynı sorusu gibi derin.


Korku
İnsanın tüm öğretilmişliklerinden, kodlanmışlıklarından, alışkanlıklarından, bu güne dek doğru olduğunu düşündüklerinden, yargılarından, önyargılarından, ayıpladıklarından, inandıklarından çıkıp, kendine bu soruyu sorması, bir uçurumun kenarına gelip kendine atlamak isterken yüreği ağzında “Peki ya düşersem?” demesi gibidir. İnsanı o korku geri döndürür. Ölümle yaşam arasında gidip gelmek gibidir. Ve çoğu insan arafta kalmayı atlamaya tercih eder. Demez ki; Peki ama ya uçarsam? Peki ya uçarsan arkadaşım? Kendine giden özgürleşir. Asıl bunu yaşamadan ölmeye değer mi?

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles