Kimse sakatlanmaktan hoşlanmaz. Öyleyse hangi antrenmanı yapıyor olursanız olun vücudunuzu güvende ve güçlü tutmanın yollarını öğrenmelisiniz.
Sporun en iyi tarafı nedir?
Sizi yenilmez bir savaşçı haline getirir. Peki, en kötü tarafı nedir? Sizi dizlerinizin üstüne düşürebilir. Sakatlıklar sporun en kötü tarafıdır ve ne kadar güçlü olursanız olun, ne kadar fit hissederseniz hissedin siz de sakatlanabilirsiniz. Tatsız bir sakatlık yaşanmasını önlemenin en iyi yolu ön hazırlık yapmaktır. Yani, vücudunuzun zayıf noktalarını hedef alan ön hazırlık antrenmanları yapmalısınız. Ön antrenman egzersizleri, zayıf bölgeleri güçlendirerek sakatlık riskini önler ve antrenman ya da yarışma öncesi “aktif” bir ısınma şansı sunar. Vücudumuz; alan içinde hareket halindeyken, bizi hareket etkinliği ve yeteneklerimiz açısından geliştiren bir zihin-beden bağlantısı kurmamıza yardımcı olur. Seçkin atletler için bir ön antrenman saati, spor salonunda 50 dakikalık güç ve denge egzersizi yapmak anlamına gelebilir. Bizler içinse bir antrenmana başlamadan önce birkaç kilit egzersiz üzerine yoğunlaşmak, gerçek bir güvenlik önlemi olabilir. Eğer spor yapıyorsanız ön antrenman yapmanız bir zorunluluktur. Oldukça yaygın olan ve uzun bir süre sahalardan uzak kalmanıza neden olan bileklerinizin sakatlanmasının, dizlerinizin yaralanmasının, ön bağların kopmasının veya baldır sakatlanmalarının önüne geçer. Yalnızca eğlence için yoğun egzersizler veya güç antrenmanları yapıyorsanız bile vücudunuzun en iyi şekilde çalışması için ön antrenman yapmalısınız. Ön antrenman, eklemleri antrenman için hazırlar. Eğer durağan bir hayatınız varsa (ofis işi tehlikesi), omurganız ve eklemleriniz, sıkı bir antrenmana uygun durumda olmayabilir. Bu nedenle onları hazır hale getirmeniz gerekir. Modern dünyanın bir getirisi olan bilgisayar önü oturma pozisyonu, sıkışmış bir göğüs, zayıf üst sırt, sıkışmış diz kasları ve zayıf karın kasları herkesin sorunu. Ön antrenman egzersizleri sayesinde, bu vücut dengesizlikleriniz aşabilirsiniz.
SİZE ÖZEL YAKLAŞIM
Herkes farklıdır; dolayısıyla ön antrenmanlar da kişiden kişiye farklılık gösterir. Bir fizyoterapist, spor fizyoloğu veya spor eğitmeni ile çalışıyorsanız, bu kişiler dengesizlikler için vücudunuzu inceleyecek, geçmiş sakatlıklarınızı dinleyecek ve sizin için en iyi egzersiz programını çıkardıklarından emin olmak için tercih ettiğiniz antrenman ya da sporlara yöneleceklerdir. Ön antrenmanlar, bu antrenmanları yapan kişilere ve onların sakatlık hikâyelerine göre şekillenir. Mesela eğer bilek sakatlığı geçirdiyseniz, söz konusu bileğin etrafındaki dokuların güçlendirilmesi yoluyla gelecekte olabilecek sakatlık riskini en aza indirmek hedeflenir. Bir sakatlığı önceden kestirmek mümkün olmasa da, özel olarak belirenmiş ve performans bazlı egzersizler yoluyla sakatlıkların önüne ciddi bir set çekmek mümkündür.
ISINMA MI, ÖN ANTRENMAN MI?
Ön antrenmanların rutin ısınma egzersizlerinden farkını merak ediyor musunuz? Aslında bu ikisi arasında oldukça küçük bir fark var. Ön antrenman, ısınma ve soğuma egzersizleri arasında bazı benzerlikler olsa da bunların hedefleri birbirinden farklıdır. Isınma egzersizi, vücudunuzu antrenman için hazırlarken, soğuma egzersizi kalp ritmini yavaşlatır, yumuşak dokuları uzatır ve canlanma sürecini hızlandırır. Ön antrenman hareketlerinden bazıları hali hazırda yaptığınız yaygın hareketler arasında yer alsa da karın kasları veya göğüs bölgesi gibi zayıf noktaları hedef alan daha birçok hareket de vardır. Ekstra koruma sağlamak için ısınma egzersizlerinize birkaç dakikalık ön antrenman hareketi eklemenizi tavsiye ediyoruz.
Ön antrenman egzersizleri, zihin-beden bağlantısını geliştirir ve egzersiz etkinliğini artırır.




