Bardağın yarısını boş görenlerden misiniz? Eğer öyleyse sağlığınıza pek de iyilik yaptığınız söylenemez. Bu yazımızda her zaman bardağın dolu tarafını görmenin yollarından bahsedeceğiz.
Hayatınız en son istediğiniz gibi gitmediğinde suçu kötü zamanlamaya, yanlış kararlara veya eski usul kötü şans seçeneğine mi bıraktınız? Eğer cevap bunlardan biriyse, sağlığınızın yararı için olumlu zihinsel yaklaşımınızı tazelemeniz gerekiyor olabilir. Araştırmalar gösteriyor ki; hayata karşı olumlu bir bakış açısına sahip olanlar, yalnızca daha mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmekle kalmıyor, aynı zaman da daha uzun bir hayata sahip oluyorlar. Aging dergisinde yayımlanan bir çalışmada, mutlu insanların daha uzun yaşadığı ve yüz küsur yıl hayatta kalanların en pozitif bakış açısına sahip kişiler olduğu ileri sürüldü. Mayo Clinic’te gerçekleştirilen daha eski bir çalışma da; pozitif düşüncenin erken ölüm riskini yüzde 50’ye kadar azaltılmasına yardımcı olabileceğini öne sürerken, ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi’nde elde edilen bulgular, pozitif insanların daha sağlıklı olma eğilimi gösterdiği ortaya kondu. Fakat pozitif olmak yalnızca hastalıklarla ve yaşlılıkla savaşmada değil, yaşamdaki hedeflerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olmada da önemli bir role sahip. Pozitif düşünce inanılmaz derecede önemlidir.
SEÇTİĞİNİZ SÖZCÜKLERE ÖNEM VERİN
Aydınlık tarafa meyilli düşünmeye başlamak için yaptığınız iç diyalogları inceleyin. Kendimize söylediklerimizin, nasıl hissettiğimiz ve ne yaptığımız üzerinde muhteşem bir etkisi vardır. Kendinize sıfatlar yakıştırmak; “Bunu yapmak için fazla aptalım”, “O zamanlar bir geri zekâlıydım”, “Tam bir eziğim” gibi yıkıcıdır. Arkadaşlarımızla hiçbir zaman bu şekilde konuşmayacağımıza göre kendimizle bu şekilde konuşmak, nasıl kabul edilebilir? Bu türlü bir öz sabotaj, özgüveninizi zedeleyebilir ve sizi hedeflerinizden uzaklaştırabilir. Negatif düşünceler gerçekten yolunuzu tıkayabilir. Eğer kendi yetenekleriniz konusunda özgüvensiz ve motivasyonsuz hissediyorsanız zor bir durumla yüzleşmektense, o durumu yok saymak daha kolaydır. Sürdürmeye çalıştığınız şu yeni temiz-gıda planını ele alalım… Saat 4’te çikolata yeme alışkanlığınızı frenleyebilir miydiniz? Eğer asla kilo veremeyeceğinizi düşünüyorsanız neden bir diyetin en zorlu zamanları olan ilk günleri yaşamayı göze alasınız ki? Kendinize bunu yapabileceğinizi söylerseniz silahlara sarılmanız kolaylaşır. İradenizi cesaretlendirmek için, “Bu çikolatayı yiyemem” gibi olumsuz sözler yerine “Bu çikolatayı yemek istemiyorum” gibi özgüvenli cümleleri seçmenizi öneriyor. “ “Yapamam”, “yapmamalıyım”, “yapmaya izinli değilim” gibi cümleler dışardan gelen bir yasaklamanın varlığını hissettirir. Fakat gerçek şu ki hayatınızı değiştirebilecek tek kişi sizsiniz. Eğer çikolata istiyorsanız yiyebilirsiniz, ancak onu neden hayatınızdan çıkarmak istediğinizi hatırlamalısınız. Pozitif düşünceler iradenizi besleyecektir.
HEDEFLERİNİZİ YÖNETİN
Bazen koyduğunuz bir hedef öyle aşılmaz görünür ki, bu hedefin asla gerçekleşmeyeceğine dair kafa kurcalayıcı bir hisse kapılmaktan kendinizi alamazsınız. Kendinize hedeflerinizin asla gerçekleşmeyeceğini söylemek yerine onları daha aşılabilir birkaç adıma bölmelisiniz. ‘Asla’, bütün umutları söndüren korkunç bir kelimedir. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın başarılı olamayacağınız, öylece uğraşmanın bir anlamı olmadığı anlamına gelir. Ayrıca bu genellikle yanlış çıkar. Koyduğunuz hedeflerin gerçekçi olması önemlidir. Eğer çıtayı çok yukarıya koyarsanız başarılı olamaz ve bir başarısızlık hissiyle kalakalırsınız. Öte yandan gerçekçi hedefler koymak gerçekten motive edici olabilir; özellikle de onları başardığında kendinizle gurur duyuyorsanız. Elbette hiçbirimiz kendinden şüphe etme sorununa tam olarak bağışıklık kazanmış değiliz ve ara sıra özgüven sıkıntısı yaşamak oldukça normal bir durum. Tabii ki bu negatif düşünce anlarının sizi kontrol altına almasına izin vermediğiniz sürece… Bunun ipucu ise negatif düşünceleri görmezden gelip pozitif olanlara odaklanmak. The 10 Questions to Ask for Success kitabının yazarı Phil Parker’a göre, pozitif düşüncelerinizi bir kâğıda yazarak onları daha etkili hale getirebilirsiniz. İstediğiniz şeylerin bir listesini yapın ve dilinizin pozitif olduğundan emin olun. Mesela eğer hedefiniz duygusal yaşamınızı iyileştirmekse “Yalnız olmak istemiyorum” yerine “Ben sevilebilir bir insanım” yazın. “Bu hedeflerin karşınıza çıktığını hayal edin ve bunları nasıl başaracağınıza dair bir hareket planı hazırlamaya başlayın. Sonra bu planın ilk adımını atın.” Bu, bir arkadaşınızın sizin için bir tanışma randevusu ayarlaması kadar basit bir şey olabilir.
BEYNİNİZİ EĞİTİN
Ne yazık ki kimi negatif düşünceleri kontrol etmek, diğerlerinden daha zor olabilir. Özellikle de bunlar, hayali sorunların farkına varmak konusunda beyni aldatan cinsten düşüncelerse… Kekeleme veya kızarma korkusuyla konuşmaktan çekindiğiniz şu hoş adamı hatırlıyor musunuz? Bu yalnızca hayal gücünüzün cirit atmasına izin veren negatif bir düşünceydi. Peki ya düşünceniz saçma bulunur korkusuyla toplantıda konuşmaktan vazgeçmenize ne demeli? Yine bir negatif düşünce. Gözlerinizi kapatın ve genellikle negatif düşünce kalıplarına kapılacağınız bir şeyi düşünün. Bu şey, fikir üretmeniz gereken önemli bir iş toplantısı olabilir. Sizden uzakta yaşanan küçük bir durumun içinde kendi içinizdeki küçük sizi izlediğinizi düşünün. Düşünceyi görsel olarak uzaklaştırmak, bu düşüncelere bağlı duyguları da azaltacaktır. Bu sayede kendinize gerçek anlamda bir bakış açısı hissi yaratmış olursunuz. Senaryoyu zihninizde yeniden yazın. Kendinizi tekrar hayal edin ama bu kez patronlarınızın fikirlerinizi onayladıklarını düşünün. Kendinizi yeni, canlı ve mutluluk verici bir tutumda hayal edin. Bahsettiğimiz bu iç şüpheler kapının altından sızmaya başladığında kendinize dair düşüncelerinizde ölçülü olmak oldukça önemlidir. Hepimiz zaman zaman aptalca düşüncelere kapılırız. Kendinizle yaptığınız konuşmalarda nazik olun. Negatif düşünce kalıbından çıkmanın her zaman bir yolu vardır.




