Biliyorsunuz, çok yoğun çalışma programına sahibim. Haftalık TV programım, yazılarım, projelerim, bir defileye hazırlanırken bile fittingler, o fittinglerin bile deadline’ı var. İşte tüm bunları yaparken, herkesin bana her yerde her zaman sorduğu sorular; “Peki, hepsine nasıl yetişiyorsun, nasıl hep böyle enerjiksin, hiç mi yorulmuyorsun, durmak istemiyorsun?”
şeklinde oluyor. Bazen yurt dışından çekimden gelip direkt İstanbul’da bir defileye çıkabiliyorum. Mecburiyetten mi, ihtiyaçtan mı? Çok şükür hayır. Tam 19 yıldır mankenlik yapıyorum, yıllardır görüyorsunuz hem podyumlardayım hem TV programlarında hem de kitaplar yazıyorum… Mankenlik yelpazesini ne mutlu ki kendi isteklerim doğrultusunda, istediğim gibi genişletiyorum.
Bazı dönemler küçültüyorum (yorulduysam ya da yoğunluktan kaldırmıyorsam).
Farkındaysanız bu yelpaze, moda ile ilgili paralel konularda ilerliyor.
Bir modelin ambalajında neler var?
Moda, bakım, makyaj, spor, sağlıklı beslenme, seyahat, teknoloji ve insanlar (stabil ofisiniz mekanınız yok, her gün yeni insanlar ile farklı mekanlarda, ülkelerde çalışıyorsunuz).
Peki sırrım ne?
Tabii ki en başta mesleğimi çok seviyorum ve sayıyorum. Her sabah sağlıklı uyandığıma şükür ediyorum ve her işime ilk işimmiş gibi heyecanla gidiyorum. Büyük, küçük iş fark etmez aynı özeni ve önemi gösteriyorum. Her defile benim için ayrı heyecanlı, hala her tasarımcının heyecanını sonuna kadar dizlerim titreyerek paylaşabiliyorum. Her çekime en büyük özenle ve titizlikle gidiyorum.Her işte olduğu gibi işine aynı özeni göstermeyenler elbette var. Bu yüzden zaten 19 yıllık kariyerleri olmuyor. Bu yazımı şu an uçakta yazıyorum, Portekize’e çekime gitmek üzereyim ve havaalanında en çok satan kitaplar arasında IKIGAI dikkatimi çekti. Bu ilk yazımda, sizlere yazmak istediklerimi kitapta okuyunca çok şaşırdım. Evren enteresan gerçekten, antenler açıksa detayları yakalıyorsunuz. Aklımda hayat enerjimi nerden alıyorum diye düşünürken ve rahat rahat bunu 5 saatlik uçuşta yazarım derken, sabah erken saatlerde karşıma bu kitap çıktı. IKIGAI’de neler yazdığını ve ne olduğunu aktarıyorum. Aslında yıllarca ben bilmeden bu IKIGAI methodunu uyguluyormuşum da farkında değilmişim. Girişinde bizi Japon atasözü karşılıyor: Sürekli aktif yaşamak sizlerde uzun yıllar yaşamak isteği uyandıracak!
Öyle ya boş boş oturarak uzun yıllar yaşamanın ne anlamı var? Sonra diyor ki, hayatın anlamı ne? Çok uzun süre mi yaşamak yoksa hayata sürekli daha yüksek anlamlar mı katmak? İşte burada ‘IKIGAI’ devreye giriyormuş yani Japonlar’ın mutluluk sırrı. Sürekli meşgul olmanın verdiği mutluluk. Çünkü hep yapacak, yetiştirecek bir şeyleri olan insanlar hep enerji doludur. Bu kadar meşguliyet için en başta enerji gerekir. Enerjiyi iyi ya da kötü yaratmak, en başta kendi elimizde… Pozitif enerjiler ile hareket ediyorsanız, etrafınıza hep bunu yayarsınız ve bu bulaşıcıdır. Söylemesi kolay diyeceksiniz belki, ölüm veya çok ciddi konular dışında aslında hiç de zor değil. Mesela, en düşük ve negatif hissettiğiniz bir anınızda en sevdiğiniz şarkıyı son ses açın ya da en sevdiğiniz yemeği yiyin, bakın nasıl değişiyor her şey.. Sadece 5 dakika mola verip bir kahve içmek gibisi yok. Ama o kahveyi tüm duygularınızla içeceksiniz, hissedeceksiniz. İşte böyle ufak mutluluklar, inanın en büyük mutluluklardır.
Ne yaparsan yap hiç emekli olma
Elbette bazı meslekler için bu tam geçerli olmayabilir ama düşününce evet mümkün.
Sevdiğiniz bir işi yapıyorsunuz, fiziğinize dayalı. Örneğin, sporcularda gördüğümüz gibi…
Aktif spor hayatlarından sonra yorumcu veya teknik direktör oluyorlar. Böylece hala o dünyada kalıyorlar ve tutkuları devam ediyor.
Dolayısıyla yaşam enerjileri daim oluyor. Diyelim mankenlik, tabii ki bir yerde bitecek ama moda dünyasının içinde kalıp yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki! Gerçi tüm dünyada son yıllarda artık mankenliği zamansızlaştırdılar. Mesela 20 yaşındaki Gigi Hadid ve 52 yaşındaki Cindy Crawford aynı podyumda yürüyebiliyor. Neden? Çünkü tüm dünya ve mankenler de anladı ki, artık 20 yaşındaki bir modelin bir kremi, yiyeceği ya da içeceği önermesinin anlamı yok. O zaten 20 yaşında ne yapsa zaten olur. Kadın tüketiciler en başta şu mesajı markalara verdiler; 35’ten sonra hiçbir şey aynı değil, bize yardım edin. İşte burada devreye kendine iyi bakmış, düzenli hayatlar süren eski süper modeller devreye girdi. Tekrar geri dönmeleri, epsini bu aralar çok görmemiz bir tesadüf değil. Zor olan 20 yaşındaki birinin başarıları değil, zor olan hala 50’lerinde iki-üç çocuklu kendine iyi bakmış, bir model olabilmek. Naomi Campbell 48 yaşında hala podyumda yürüyor ve adeta tüm modeller için ilham kaynağı. Cindy iki çocuk annesi ve 52 yaşında hala emekli oldum demedi. Elle Mchperson üç çocuk annesi ve hala manken olarak çalışıyor. Aynı şekilde üç çocuklu Claudia Schiffer. Tüm bunların hepsi birer tutku ve enerji sonucudur. Bu isimlerin hiçbirinin işlerine, kendilerine, hayata karşı enerji ve tutkuları olmasaydı, böyle çalışamazlardı.
Topluca cevabım:
Ne olursa olsun hayata karşı asla enerjinizi kaybetmeyin. Hayat; iniş çıkış, kazanmak-kaybetmek, ölüm-doğum üzerine kurulu ‘öldürmeyen güçlendirir’ demişler. Hatta bu kitapta bir Japon atasözü diyor ki; ‘7 kere düşsen de 8 kere ayağa kalk’ ne tesadüf geçen sene bir kız arkadaşım bana üzerinde bu atasözü olan bir makyaj çantası hediye etmişti. Enerjinizi, tutkularınızı, hayata karşı tutunmanızı her zaman başarırım diye düşünürseniz yapamayacağınız, yetiştiremeyeceğiniz hiçbir şeyin olmadığını unutmayın. Başarmış insanların da hepimiz gibi 24 saatleri var. İstersek o 24 saate dünyaları sığdırabiliriz ya da o 24 saat içinde hiçbir şey yapmayarak tüm gün otururuz. Her şey sizin elinizde!
Tutku, enerji bulaşıcıdır kendinize hep ilham perileri seçin
Sizi motive edecek kişiler olsun. Bu kişiler ister daha çok spor yapmak için, ister daha çok çalışmak, ister daha iyi yaşamak için motive ediyor olsun. Yeter ki ilham olsunlar, sizi motive etsinler. Ben hep diyorum ki, kadınları daha çok güçlendirmeye değil, onları çok motive etmek için birbirimize ilham olalım. Çünkü kadın zaten doğuştan güçlü. Bir başka canlıyı içimizde büyütüyoruz daha ne olsun? Bundan daha güçlü bir şey olabilir mi? O yüzden kadınlar daha doğrusu siz tüm kadınlar çok ama çok güçlüsünüz üstelik çok küçük yaşlardan itibaren öyleyiz. DNA’mızda var. Hayatta asla motivasyonunuzu ve ilham perilerinizi kaybetmeyin. Hiç kimsenin bunları elinizden almasına da izin vermeyin. Kendi kendinizi motive etmeyi de unutmayın. Bunun için illa birinin olmasına gerek yok. İnsanın iç sesi aslında kişinin ‘en iyi arkadaşı’, biliyor musunuz? Bu yüzden kendinizin ‘en iyi arkadaş’ ı olduğunuzu unutmayın ve sakın o arkadaşı kaybetmeyin, o sizi hep doğru yönlendirecektir.




