Yer çekimine meydan okuyan yeni nesil fitness antrenmanı aqua jog ile tanışın…
Yüzme hayatıyla çok küçük yaşlarda tanışan Gizem Çalışkan 2010 yılında aqua jog antrenörlüğü için İsviçreli bir fizyoterapistten aldığı özel eğitimler sonrasında bireysel Aqua Jog eğitimleri vermeye başladı. Spor hayatını reklam yazarlığı kariyeriyle birlikte sürdürürken 2014 yılında bir girişimde bulunarak Aqua Jog Club’ı kurdu ve Türkiye’de profesyonel anlamda bu sporu başlatmış oldu. Gelin Aqua Jog’un ne olduğu Gizem Çalışkan ile gerçekleştirdiğimiz röportajdan öğrenelim.
Aqua Jog ile nasıl tanıştınız?
Ben eski yüzücüyüm. Babam da uzun seneler spor kulübü işletmeciliği yaptı. 2010 senesinde, bir gün havuza İsviçreli bir fizyoterapist geldi. tamamen onun sayesinde tanıştım. Bize Aqua Jog’dan bahsetti ve oldukça ilgimizi çekti. Sonrasında özel eğitim alarak bu spora başladım. Başlangıçta kulüp kurmak gibi bir fikrim yoktu. Bunu tamamen kendime yatırım amaçlı almıştım ve bizim tesiste uygulamaya alacaktık. Sonrasında İstanbul’a taşınmamla birlikte asıl süreç başladı. Faydaları bilimsel olarak kanıtlanmış ve Türkiye’de profesyonel anlamda yapılmayan bir sporu yıllar içinde geliştirerek bir prensibe oturtmuştum. Neden olmasın diyerek 2015’te kulübü kurdum. Ve oldu…
Nasıl yapılıyor, suda nefesimizi nasıl kontrol ediyoruz?
Aqua jog sırasında başımız suyun dışında kalıyor. Bu da özel kemerler sayesinde oluyor. Bu nedenle antrenman sırasında kara sporlarındaki gibi prensipte nefes alıp veriyoruz. Fakat tabi ki ayrışan noktaları var. Nabız hızlı yükseldiği için hızlı bir şekilde kontrol altına almamız gerekiyor. Bunu da suyun içinde nefes verme çalışmalarıyla sağlıyoruz. Suyun içine nefes vermek dışarıda nefes alıp vermekle kıyasladığımızda 4-5 kat daha hızlı bir şekilde nabzı kontrol altına alıyor. Nedeni; suyun daha yoğun bir ortam olması ve daha kuvvetli ve kontrollü bir şekilde nefesi vermemiz. İçeride verilen bir nefesi dışarıdaki 4 nefesle karşılaştırabiliriz.
Aqua Jog ile ne kadar zamanda forma girebiliriz?
Bu tabii ki kişiden kişiye değişkenlik gösteriyor. Her şeyden önce kişinin mevcut durumu çok önemli. Mevcut durum ve hedeflerimizi belirledikten sonra çalışmaları gerçekleştiriyoruz. 10 derste 10 cm incelen de oluyor, 20 derste 13 cm incelen de… İncelme, sıkılaşma oranları her zaman kilo kaybından çok daha yüksek. Zaten asıl amacımız vücudu daha sağlıklı, güçlü ve fit bir hale getirmek. 13 cm incelen sadece 2 kilo kaybetmiş olabiliyor. Biraz genellemek gerekirse 20 çalışma sonunda ciddi değişimler elde ediyoruz.
Fizik tedavi amaçlı kullanılıyor mu, faydaları neler?
Kesinlikle. Üyeleri ikiye bölebiliriz. Yüzde 50’si fizik tedavi amaçlı geliyor. Asıl sağladığımız kazanım kas ve eklem gelişimi. Burada yine kişinin ne gibi bir sorunu var, bunu iyi bilmek ve bu doğrultuda çalışmak gerekiyor. Suda eklemlere hiçbir baskı uygulanmadığı için özellikle eklem rahatsızlıklarında, skolyoz ve fıtık gibi problemlerde omurganın düzelmesi, sinir sıkışmalarının ve ağrıların azalması yönünde çok etkili. Antrenman sırasında bütün eklem ve kas grupları aktif çalışıyor. Bu çalışmayı yaparken yer çekiminden arınmış bir ortamda olduğumuz için eklemlere uygulanan baskı ortadan kalkıyor. Antrenman sonrasında kas ağrısı yaşanmıyor.
Fitness veya yüzmeden farkı nedir?
İkisini ayrı ele almak daha doğru olur. Fitness bir kara antrenmanı olduğu için asıl ayrım bu noktada ortaya çıkıyor. Kara ve su birbirinden çok ayrı ortamlar. Fitness’dan ayrılan en büyük farkı yukarıda bahsettiğim yer çekimi. Su yerçekiminden arınmış bir ortam. Biz özel ekipmanlarla ayakları da tamamen yerden keserek vücudumuzun ağırlığını ve baskıyı ortadan kaldırıyoruz. Tam bu noktada denge ve kas bilinci devreye giriyor. Hareketleri yaparken kişinin bütün konsantrasyonu vücudunda oluyor ve kaslarını keşfediyor. Suda dengede kalmak, sıkı durmak hareketin hakkını vermek için tek bir kas grubunu kullanamazsınız. Core bölge her zaman devrededir ve kişinin core bölgesine odağını artırır. Suda hareket ederken suyun da hareketlenmesi ekstra direnç yaratır. Siz hareket ettikçe suyun karşı direnciyle karşılaşırsınız. Bu noktada daha fazla kuvvet uygulamak gerekir. Hepsi birbirine bağlı bir zincir gibi… Aqua Jog sırasında hem kardiyo hem de fitness’ı bir arada yapmış oluyorsunuz. Antrenmanın yüzde 80’inde aktif kardiyo devam eder. Suyun hareketi lenf drenaj etkisi yaratarak, selülitlere ekstra etki eder. Ben her zaman öncelikle suyun doğasından ve dengesinden bahsediyorum. Çünkü suda işler karadaki gibi yürümüyor. Önce suyu anlamak gerekiyor. Kimsenin 12 kat daha yoğun bir ortamda yürümeye ve koşmaya çalıştığınızı hayal edin. Evet kolay değil ama ilk derste aktif performansa geçen üyeler çok fazla. En fazla ikinci derste performansa başlıyoruz. Asıl zorlayıcı kısım, nefes oluyor. Kondisyon da hızlı bir şekilde gelişiyor. Kondisyon kazandıkça daha rahat ve daha uzun mesafe gitmeye başlıyorsunuz. Kardiyo etkisi asıl burada devreye giriyor.
Türkiye’de yeni bilinen bir aktivite. Nerede yapabiliriz peki?
Çalışmaları şu an iki lokasyonda yapıyoruz. Biri Maslak’ta Mashattan sitesinde, diğer lokasyon da Ataşehir’de Ağaoğlu My Club’ta. Hem İstanbul’da farklı lokasyonlarda hem de diğer illerde aktifleştirmek için çalışıyoruz. Şubeleşme ve eğitmenlerle daha fazla kişiye ulaşma hedefindeyiz.
Öğrenilen antrenmanlar tatilde denizde de yapılabilir mi?
Üyelerimden tatile giderken gözü korkmasın, teorisi uzun, pratiği hızlı bir antrenman. Yüzmeden farkına gelecek olursak, Aqua Jog dikey pozisyonda gerçekleşen bir antrenman. Yüzme ise yatay pozisyonda… Bu şu demek, Aqua Jog yaparken tüm vücut yüzeyinizle suyun direncine karşı meydan okuyorsunuz. Yüzey arttıkça direnç de artar. Normalde yüzme de ekstra direnç oluşturacak her şeyden kaçarız, bunu profesyonel anlamda ele alıyorum. Mayonun kumaşı bile çok önemlidir. Suyun akışkanlığına karşı sürtünmeyi artıracak ve bizi yavaşlatacak olan hiçbir unsur istenmez. Yüzmede ilerleme esastır. Aqua jog’da yüzmenin tam tersi direnç isteriz. Direnci artıracak ekipmanlarla işleri daha da zorlaştırabiliriz.
Suyun içinde koşmak, karda yürümek kadar zor değil mi?
Çok daha zor. Yukarıda bahsettiğim direnç ve vücut yüzeyi, aslında bu sorunun cevabını da kapsıyor. Ayakta, tüm vücudunuzla havadan özellikle istediğim bir şey bu. Denizde yürüme ve koşma rahatlıkla yapılabilir. Kaldırma kuvveti daha fazla olduğu için kemere ihtiyaç duymadan denizde de antrenmanlarını yapabiliyorlar. Bazı egzersizler için ekipmanlar şart. O nedenle belli başlı hareketlerin uygulamalarını yapabiliyorlar.
Aqua Jog yurtdışında yaygın mı?
Yurtdışında oldukça yaygın. Bu anlamda bilinç daha yüksek. Profesyonel sporcuların cross training için tercih ettiği bir yöntem. Kondisyon ve kuvvet anlamında mutlaka antrenmanlarının bir parçası olarak yapıyorlar. Özellikle futbolcuların sakatlanma dönemlerinde kondisyon kaybetmemek ve hareket kabiliyetini geliştirmek için tercih ettiği bir yöntem. Fabian Moreau, Lebron James, Bob ve Mike Bryan kardeşler profesyonel sporculara örnek olarak verebileceğim isimler arasında…




