Prof. Dr. Murat Aksoy uzun yaşamın sırlarını ‘100 Yıllık Yaşam İçin 50 Öneri’ olan yeni kitabında anlattı.
Daha uzun ve sağlıklı yaşamak artık hayal değil. Uzun ve kaliteli yaşam için uygulamanız gereken her şey, yanınızdan ayıramayacağınız kadar önemli bilgilerle dolu, ‘100 Yıllık Yaşam İçin 50 Öneri’ kitabında mevcut. Kalp ve Damar Cerrahisi alanında aranan isimlerden olan Prof. Dr. Murat Aksoy’un titiz çalışmaları sonucunda kaleme aldığı bu özel kitabına dair merak edilen soruları WF okuyucuları için yanıtladı.
Yanımızdan ayırmak istemeyeceğimiz ve önemli bilgiler aktardığınız bu başucu kitabını yazmaya sizi ne yönlendirdi?
Küçük yaşlarımdan bu yana meslek olarak kendime doktorluğu ve öğretmenliği seçmiştim. Bu iki değerli mesleğin ortak noktasını bulmak zor olmadı. Bir tıp fakültesinde öğretim üyesi olarak çalışmak benim için biçilmiş bir kaftandı. Hayat bana oldukça adil davrandı ve bu hedefe ulaşabildim. İki sıfatı, yani insanlara sağlık veren doktorluk ve öğrencilere eğitim veren öğretmenlikten hangisini bir adım ama fazla değil, bir adım öne çıkarmak istersen diye sorsanız öğretmenlik derim. Tanıdık, tanımadık herkese doğruları anlatmak ve öğretmek beni çok mutlu ediyor. Meslek yıllarımın başlarında sadece öğrencilerime ders verme şansım olsa da, zaman içinde hayatıma televizyon işlerinin girmesi ile bilgimi toplumla paylaşma şansım oldu. Sağlık konusunda doğru bilgileri paylaştıkça, geride iyi işler yapıp bırakmış olma hazzının daha da arttığını gördüm. Bu benim için artık görev tanımının biraz değişmiş olduğunu ifade ediyordu. Hedef kitle sadece tıp öğrencileri değildi. Her yoldan bunu yapmalıydım. Radyo, televizyon derken kitabın da bu görev içinde olması gerektiğini düşünerek kitap yazmaya başladım. Ne de olsa söz uçar, yazı kalır! Kitapta vermiş olduğunuz öneriler
Türkiye standartlarında ne kadar uygulanabilir?
Ben uygulanabileceği kanısındayım. Uzun ve sağlıklı yaşamanın en önemli etkenlerinden biri hem sağlıklı hem de dengeli beslenmek. Hatta bu önerileri Türkiye’de uygulamak çoğu nokta için daha kolay olacaktır. Şikayet etmeyi seviyoruz ama aslına bakarsanız, Türkiye halen işlenmiş gıdanın daha az olduğu, pazarlarında sebze ve meyvenin diğer ülkelere göre daha kolay bulunduğu ülkelerden biri. Bu nedenle, biz karar verip istedikten sonra daha dengeli ve sağlıklı beslenme şansımız var. Dünyanın neresinde yaşıyor oluyorsanız olun; büyük şehirlerde yaşamaya devam ediyorsanız, benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalırsınız. Paris, Londra, New York, Yeni Delhi, Sydney ve İstanbul… Ağır ve zor yaşam, çalışma koşulları aynı. Trafik tüm şehirlerde insanların zamanını çalıyor. Stres her mahallede benzer. Yeter ki insan değişmek ve değiştirmek istesin.
Çağımızın vebası stres, yaşam kalitemizi düşürüyor. Bununla nasıl baş edebiliriz?
Öncelikle stresin kaynağını belirlemeniz gerekli. Bunun için kendinizi iyi tanımanız gerekiyor. Stres kaynağını belirledikten sonra bu kaynağı ortadan kaldırma veya değiştirme şansınız olup olmadığını sorgulamalısınız. Örneğin; trafik benim için bir stres kaynağıydı. Oysa benim trafiği azaltma gibi bir şansım yok. Bunun üzerine bunu değiştirmem gerektiğini veya değişmem gerektiği kararına vardım. İşe gidiş geliş saatlerini de değiştirme şansım olmadığı için ne yapabilirim diye düşündüm. Yabancı dil öğrenmeyi ve müziği sevdiğim için podcast’leri dinlemeye başladım. Trafik saatleri benim için adeta yabancı dil kurs saatleri gibi olmaya başladı. Veya dünyanın farklı kültürlerine ait müzikleri tanıma saatleri. Bu biraz daha benim trafik stresimi azalttı. Stres kaynaklarının en önemlilerinden biri de üzerimizde fazla iş yükünün olması. Bunu bazen bizler oluşturuyoruz. Kibarca reddedip “hayır” demediğimiz için omuzlarımıza taşıyabileceğimizden daha fazla iş yükü bindiriyoruz. Böylece ne kendimize ne ailemize ayıracak zaman kalmıyor veya iş ajandamızın arkasında kalıyoruz. Özetle bize önerilen bazı teklifleri geri çevirmek de faydalı olabilir.
Uzun ve sağlıklı yaşamak herkesin istediği bir şey. Fakat iş uygulamaya gelince tökezliyoruz. Verdiğiniz 50 öneriye sadık kalabilmek için ne yapmamız gerekli?
Öncelikle değişimi istemeniz gerekli. Bunu yapabilmek için size getireceği kazançları düşünmeniz gerekir. Objektif bir şekilde düşünmeli ve kötü alışkanlıklarınız varsa bunların olası sonuçlarını hesaba katmalısınız. Bu bir başlangıçtır. Örneğin; sigaranın zararlarını herkes bilir ama sigarayı bırakmak istese de hemen bırakamaz. Profesyonel yardımı bile çoğu kez düşünmezler. Bu nedenle ben diyorum ki bu elli öneriden yapabileceklerinizin yanına bir tık koyun ve hayatınıza katmak için sırasıyla çaba gösterin. Başlangıçtakiler en kolayları olsun ve öneriyi hayatınıza soktuktan sonra kendinize bir ödül verin. Büyük görevler için büyük ödüller koyun ve kendinize verdiğiniz değeri hatırlatın. Zaman içinde verilen kilolar, alınan iyi laboratuvar sonuçları ve daha enerjik hissetmek, önerilere sadık kalmak için iyi bir neden olacaktır. Sonrasında da bu başarınızı etrafınızla paylaşın. Bu paylaşımlar adeta kendinize verilen söz gibidir. Başkasına anlatınca aldığınız kararlardan dönmek de biraz zordur. Yaşam koçlarına başvurmak yerine, bu kitabı almak sizce yeterli olur mu? Kişiden kişiye değişir. Örneğin ben, sağlıklı yaşam seminerlerine hazırlanırken vejetaryen beslenmenin sağlık açısından yararlarını okudukça ikna oldum ve beslenme şeklimi değiştirdim. Herkes böyle olmak zorunda değil. Okumanın dışında ikna edici yöntemlere ihtiyaç duyabilir. Bir iç hastalıkları uzmanı veya kendine yakın hissettiği bir yaşam koçu kendisine bu yolda rehberlik yapabilir. Bir diğer önemli konuda şudur. İster benim kitabım ister diğer kitaplar olsun; genel bilgiler üzerine kuruludur. Oysa hepimiz birbirinden farklı özelliklere sahibiz. Cinsiyetimiz, yaşımız, metabolik aktivitemiz, yandaş hastalıklarımız gibi farklılarımız var. Genel kurallar geçerli olsa da farklı ihtiyaçlar nedeni ile değişik kurallar bizim için uygun olabilir. Ama başlangıç için yeterli bir başvuru kitabı oluşturabildiğimiz kanısındayım.
Sağlıklı yaşamla ilgili kirli bilgiler sosyal medyada vasıfsız insanlar tarafından oldukça fazla paylaşılıyor. Elma ile armudu nasıl ayırmalıyız?
Bir gün adından anlaşıldığı kadarı ile kadınlara yönelik hazırlanan bir internet sitesinde, kustuktan sonra su içmenin veba yaptığını okudum. Herhalde hayatımda duyduğum en saçma 10’lar arasında yer alır. Çoğunlukla kemirgenlerin taşıdığı bir mikrop ile bulaşan veba ve su içmeyi ilişkilendirmişti. İster ekranlarda ister web’de veya yazılı basında olsun, sağlık konusunda yanlış bilgi maalesef çok. Bunlardan korunmak için öncelikle kaynakları iyi seçmek önemli. Bir konu hakkında fikir almak istiyorsanız ağırlıklı olarak tıp derneklerinin ya da odalarının ve devlet kurumlarının hazırladığı sayfaları tercih etmek gereklidir. Şahsi sayfalardan bilgi alınıyorsa da konuya referans gösterilmiş mi ve gösterilmiş ise de doğru bir şekilde ifade edilmiş mi diye kontrol etmekte fayda var. Bir konu ilginizi çektiyse ve farklı bir söylem varsa, birkaç kaynak araştırmakta fayda var.
Dünyanın en uzun yaşayan insanları Okinawalılar olarak biliniyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
National Geographic dergisinde 2005’te Dan Buettner imzalı bir yazı ile dünyanın bazı bölgelerinde insan ömrünün uzun olduğuna dikkat çekildi. Bu bölgeler mavi alanlar (Blue Zones) olarak tanımlandı. Bu 5 alandan biri Okinawa idi. Japonya’da insan ömrü uzun ve bu ülkede de yaşı yüz üzerinde olan insan oranı en yüksek Okinawa’da. Bu mavi alanların ortak özellikleri var. Daha fazla sebze ve baklagiller ile besleniyorlar, aktif bir yaşam tarzları var, sosyalleşme güçlü, sigara içmiyorlar, inançları kuvvetli ve stresi kontrol altında tutuyorlar. Bizim önerilerimiz de bu ortak özellikler ile örtüşüyor. Bu nedenle de, kitabın Okinawa temelinde bu mavi alanlardan elde edilen tecrübe ile örtüştüğünü düşünüyorum.
Sağlıklı beslenmek ve stressiz yaşamanın yanı sıra temiz hava ile iklim koşulları da uzun yaşam için gerekli değil mi?
Elbette temiz hava ve iyi iklim koşulları sağlıklı kalmak için önemli. Hatırlayın hava kirliliğinin olduğu dönemlerde akciğer hastalıkları sayısı daha fazla idi. Bu nedenle yaşadığımız bölge bu olumsuz değişikliklerden ciddi biçimde etkileniyorsa, hafta sonlarında ailece açık havada ve ormanlık bölgelerde zaman geçirmekte fayda var.
Sağlıklı ve pozitif hissetmenin olmazsa olmazları neler?
Hem fiziksel hem de ruhsal açıdan bütünlük hali. Birinin olmaması tek bacağı olmayan bir masa gibi…
Mutluluğun sağlıkla olan ilişkisi ne derece önemli?
Sağlıklı olan insanların daha mutlu oldukları bir gerçek. Özellikle kronik bir hastalığa sahipseniz depresyon riskiniz artıyor. Bu nedenle kitabın başlıklarından biri de hastalıklarınıza sahip çıkın. Siz hastalıklarınıza sahip çıkmazsanız onlar size sahip çıkmaya başlar ve hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınız risk altına girer. Bunun yanı sıra kendimizi daha mutlu hissetmeye çalışarak da daha mutlu ve sağlıklı olabiliriz. İstemek de önemli. Birçok duygumuz hareketleri doğurur. Üzülünce gözlerimin dolması ve ağlamak gibi… Ancak hareketler de duyguları doğurur. Kahkaha atmak nedensiz olsa bile mutluluk hormonlarının salınmasına neden olarak kendimiz daha mutlu hissetmemizi sağlar. Evet, belki de bu beyni kandırmak ama iyi hisler uğruna!
Bir bilim insanı olarak, ölümsüzlüğün geleceğini düşünüyor musunuz?
Zaman bize hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösterdi. Fütürist olsaydım varsayımlar üzerinden olasılıklardan bahsedebilirdim. Ama bilim insanı olarak cevap vermem gerekirse; bugünün verileri ışığında ölümsüzlük, insanlık için zor görünüyor. Hayflick kanununa göre bir hücrenin bölünmek için kapasitesi sınırlı. Bu da insan ömrünü en fazla 125 yılla sınırlıyor. Ama 125 yıllık bir yaşam da geriye birçok iz bırakmak için yeter de artar bile…




