Zaman içinde çoğu şey daha iyi olur (şarap, ayrılıklar ve George Clooney) ancak bazı şeylerin, mesela cildinizin zamanla arası pek iyi değildir. Yaşlanma, yetersiz uyku, çevresel stres faktörleri cildinizin yorgun görünmesine neden olsa da gideren gelişen hücresel biyoenerji alanı (hücrelerin enerji üretme ve tüketme üzerine çalışmalar) sayesinde cilt yapınızı yenilemek artık hiç olmadığı kadar kolay.
KAYNAK EKSİKLİĞİ Cilt hücreleri akıllı telefonlara benzer: Onları şarj etmeyi, yani beslemeyi unutursanız bataryaları boşalır. Pili bitmiş bir iPhone’un yapabileceği en kötü şey Instagram gezintilerinizi askıya almakken, besinsiz kalmış bir cilt hücresi çok daha kötü haberlere gebedir. Hücrelerimizin her biri, mitokondri denilen küçük bir enerji paketine ev sahipliği yapar. Mitokondrinin görevi hücre için enerji üretmektir. Vücudunuzdaki hücreler hayatta kalmak için enerjiye ihtiyaç duyar. Enerjisiz kalan cilt hücreleri, DNA’ya hasar veren serbest radikallere karşı daha hassas olur. Bu durumda hücrenin kendini yenileme için cilt hücresi zarları ve diğer proteinlere ihtiyaç duyulur. Cilt genellikle 30 günlük bir süreçte kendini yeniler ve yeni hücrelerin yüzeydeki eski hücrelerin yerine geçmesini sağlar. Fakat yeterli enerji olmazsa bu işlem ertelenir. Bu durum, cildin dökülmesine, yorulmasına ve yaşlılık lekeleri gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Bununla da bitmiyor. Enerjide yaşanan küçük bir düşüş kolajen ve elastin büyümesini yavaşlatabilir. Böylece kan akışında da düşüşe neden olur. Kolajen ve elastin, cildin gergin ve dolgun kalmasından sorumludur. Hücre enerjisinin azalması, zaman içinde gerçekleşen bir durum olsa da iç ve dış etkenler, daha hızlı enerji kaybına neden olarak erken yaşlanmaya neden olabilir. Öyleyse bu hızlanmaya neden olan nedir? Genetiğin yanı sıra hayat tarzı, UV ışınları, sigara tüketimi, kötü beslenme, çevre kirliliği ve stres de maruz kalınan serbest radikal hasarını artırabilir. Serbest radikal hasarı hücrenin enerji kaynağını kurutur.
HASAR KONTROLÜ
Hücrelerinizin yenilenmesini istiyorsanız onlara bir double espresso’nun muadili olan antioksidanları vermelisiniz. Antioksidanlar, serbest radikallerin etkisini sıfırlayıp hasar oluşturmalarını engelleyebilirler. Vücudun bu bileşenleri üretme kapasitesi zaman içinde azaldığından bunların deri üstü yöntemlerle alınması bir gereklilik haline gelir. Etkili bir cilt bakım rutini de burada devreye girer. Mitokondri dostu bileşenlerin alınması, antioksidan alımınızı yükseltmenin yanı sıra enerji üretimine de katkıda bulunur. Siz de mi istiyorsunuz? Öyleyse bu ürünleri kullanın.




