Aşina olabileceğiniz sahnelerden biri:
Günlerden cumartesi ve “hafif” bir koşu yapmaya çıktınız. Fakat GPS saatiniz, temponuzun oldukça yavaş olduğunu gösterip canınızı sıkıyor. Dolayısıyla hızlanıyorsunuz. Eve döndüğünüzde, amaçladığınız hafif koşu çoktan bir hız antrenmanına dönüşmüş ve canlanma idmanının sunduğu tüm faydalar sekteye uğramış durumda. Ama bir dakika! En azından temponuz uygulamada oldukça etkileyici görünüyor. Bu, yalnızca koşucuların değil; bisikletçilerin, yüzücülerin, spor salonlarına gidenlerin ve hatta yürüyüşçülerin bile karşılaştığı bir durum. Deneyimli atletler o kadar çok dijital veriyle yüklenmiş durumda ki, kimileri idman hedeflerini unutmaya başlıyor. Fakat böyle olması gerekmiyor. Takip uygulamaları, antrenman yoğunluğunu ve gelişimini görüntüleme konusunda oldukça işe yarasa da işin özü, bu uygulamaları akıllıca kullanmakta yatıyor. Dijital veriler bir atlete çözümler sunarken bir diğerinin gerilemesine yol açıyor. Bazıları, paylaşılan veriler ve sosyal baskı yüzünden kaygılanırken diğerleri (uygulama üzerinden topladıkları) alkışlar sayesinde özgüven kazanıyor. Tempoyu ve kalp hızını takip etmek isteyen sporcular için giyilebilir verilerin varlığı harika bir unsur. Ancak bunlar olumlu amaçlar doğrultusunda kullanılmalı. Bu yazımızda, takip uygulamalarını stres yaşamadan kullanmanın yollarını okuyacaksınız.
1 ATLETİK TARZINIZI KEŞFEDİN
Asansörü kullanan yabancılardan önce merdivenleri tırmanmaya çalışan biri misiniz yoksa atletik bir açıklamaya gerek duymayan biri mi? Kişisel verilerinizle ne yaptığınız oldukça önemlidir. GPS verilerini (gerçek zamanlı), koşu hızlarını ve mola zamanlarını görüntülemek için kullanan atletler de var, saati ters çevirip kendini koşuya kaptırmak isteyen ve verileri sonradan inceleyenler de… Olayın özü sizin için en iyisinin hangisi olduğuna karar verip, topladığınız verileri atletik yolculuğunuzu desteklemek için kullanmak.
2 PERFORMANSTAN FAZLASINI ÖLÇÜN
Takip cihazlarının yalnızca en hızlı koşan, yüzen veya bisiklet sürenleri belirlemek için var olmadığını fark etmek oldukça önemlidir. Bu cihazlar, antrenmanlarınızı daha akıllıca yapmanıza yardım eden fonksiyonları da öne çıkarır. Gerçek canlanma süreçlerini takip etmek isten her atlet, gün içinde ve uykusu sırasında giyilebilir bir cihaz kullanabilir. Bunu yaparak ne zaman sıkı antrenman yapmanız, ne zaman yavaşlamanız gerektiğini anlayabilirsiniz ki bu, kendinizi zorlamaktan çok daha etkili olacaktır.
3 ANTRENMANINIZI ETRAFLICA ANALİZ EDİN
Performansınızı koşu ortasında anlık saat kontrolleriyle değerlendirmeyin, size sunulan kapsamlı verileri kullanın. GPS cihazı kullanmanın en önemli faydası, antrenman sonrası verilerden elde edilir. Birçok kullanıcı için bu veriler, fitness ve antrenman süreçleri hakkında oldukça detaylı bir resim çizmektedir. Kaydettiğinin gelişmeleri, antrenmanının etkilerini görmek veya yan yana mukayese etmek adına aktivite verilerini kontrol etmek için cihazınızın özelliklerini okuyun.
4 GÜNLÜK VERİLERİ İNCELEMEYE ALIN
Tavşan değil kaplumbağa olun! Önemli olan yalnızca bugünkü antrenmanınız değil, zaman içerisinde nasıl ilerlediğiniz. Sabırlı olun ve haftalık ya da aylık verileri depolayın. Takip uygulamanıza bir antrenman günlüğüymüş gibi davranın ve eğilimlerinizi incelemek için kullanın. Bunlar size yalnızca bir koşunun veya günün sunduklarından daha fazlasını verecek. Her gün hızlı koşamayacağınızı ve akıllık atletlerin haftalık programlarında farklı antrenman seçenekleri kullandıklarını unutmayın. Uygulama kayıtlarını takip etmek elbette eğlencelidir. Ancak öncelikli olanın antrenmanınız olduğunu unutmayın.
5 GİZLİLİK SEÇENEĞİNİ KULLANIN
Eğer yukarıda yazan tüm maddeleri yapmanıza rağmen hâlâ baskı altında hissediyorsanız, uygulamanızın gizlilik ayarına kullanın. Takip uygulamalarının büyük çoğunluğu, verilerinizi kiminle paylaşıp paylaşmayacağınız konusunda kontrolü size bırakır ve çoğunlukla tam gizlilik seçeneği de mevcuttur.




