Dağılan Zihninizi Düzenleyin

Bu metni okumanız 10 dakikanızı alacak. Instagram’a bakmadan, ev arkadaşınıza mesaj atmadan veya zihninizden alışveriş listesini tekrarlamadan bu 10 dakikayı ayırabilir misiniz? Eğer cevabınız süt, ekmek ve peynirse oldukça modern bir zihinsel sorunun pençesindesiniz demektir: Dağınık zihin. Zihniniz saniyeler içinde bir görevden diğerine geçiş yapar ve bu zihinsel dağınıklıklar içinde gezinirken bir bulanık hissi içine düşersiniz. Tek değilsiniz; teknolojinin hâkim olduğu dünyamızda dağınık zihin sendromu oldukça yaygın görülüyor. Dağınık zihin, mevcut göreve odaklanamama sorunudur ve dijital araçlarla bölünen hayatlarımızın bir yan etkisidir. Beyninizi bir kas olarak düşünün. Modern yaşamlarımız ve toplumsal normlarımız, beyninizin kendini nadiren toparlamasına neden oluyor. Dağınık zihin ise, beyninizin bir kas körelmesi durumu yaşamasını andırıyor. Farkındalık eksikliği ve aynı anda çok fazla işle ilgilenme sorumluluğunun bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Beyin hücrelerimizin enerji ihtiyacı, vücudumuzun geri kalan bölgelerindeki hücrelerin enerji ihtiyacının iki katıdır. Ancak beyin hücreleri, sakin, odaklanmış ve yaratıcı olmamız için gerekli beyin kimyasallarının üretimi için ihtiyaç duyulan desteği genellikle alamazlar. Şu şekilde düşünün: Fast food ile besleniyorsanız, kötü bir beslenme alışkanlığınız varsa, egzersiz yapmıyorsanız, kötü bir uyku düzeniniz varsa ve ekran karşısında çok fazla vakit geçiriyorsanız beyin kimyanız dengeden çıkmaya meyilli olur. Bu durum ise, bilişsel ve ruhsal sorunlara yol açar.

Beynin besinleri
Öyleyse bulanık zihnin çözümü nedir? Potansiyelinizin tamamını ortaya çıkarmak için yeterli miktarda hem serotonin hem de dopamin sinir taşıyıcılarına ve stres hormonu kortizolun düşük seviyede olmasına ihtiyacınız var. Beynimiz, ruhsal durumumuzu kontrol altında tutmak ve etkin bir şekilde çalışmak için karışık bir kimyasal düzeneğe dayanır. Yeni bir dil öğrenmeye, zorlu bir görevi üstlenmeye, heyecan verici bir maceraya atılmaya veya bir hamakta keyifli vakit geçirmeye yeteneğiniz olsa da beyin kimyasalları kontrolden çıktığında sorunlar ortaya çıkar. Uyuyamayabilirsiniz veya odaklanma sorunu yaşayabilirsiniz. Bir an hayat enerjisiyle dolu hissederken, bir dakika sonra kendinizi tamamen ümitsiz bir halde bulabilirsiniz. Temiz bir zihnin anahtarı, bahsi geçen kimyasal seviyelerini etkin bir şekilde düzenlemekte yatıyor. Bu konuda yapmanız gerekenleri ve nedenlerini yazımızın devamında bulabilirsiniz.

* SEROTONİN: Dingin, umut dolu ve özgüvenli hissetmenizi sağlar. Bu sinir taşıyıcısının seviyesi düşük olduğunda ruhsal durumunuz gerileyebilir, depresif ya da endişeli hissedebilirsiniz, uyku sorunu çekebilirsiniz, umutsuzluğa kapılabilirsiniz, negatif bir yaklaşıma ve düşük özgüvene sahip olabilirsiniz.

* DOPAMİN: Zevk kimyasalı olarak da bilinen dopamin, zihninizin temiz kalmasına yardımcı olur ve hem motivasyonunuzu hem de enerjinizi yüksek seviyelerde tutar. Düşük dopamin seviyesi ise sıkılganlık, düşük motivasyon ve dürtü eksikliğine neden olabilir.

* KORTİZOL: Bu stres hormonunun yüksek seviyede olması bitkin veya gergin hissetmenize neden olabilir; kimi zaman bu ikisini birden hissedebilirsiniz. Yüksek kortizol seviyesi, beyninizin belli bölgelerinde serotonin hormonunun salgılanmasına da engel olabilir. Ayrıca yeni beyin hücrelerinin üretimini durdurduğu da düşünülmektedir.

Dengeyi bulmak
İnsan beyni gelişmiş bir makinedir. Bu nedenle birçok açıdan desteğe ihtiyacı olduğu gerçeği oldukça mantıklıdır. Bilişsel davranış terapisi gibi geleneksel yöntemlerin ve beynin yeni hücreler üretmesini sağlayan aktiviteler ile spiritüellik gibi yeni yaklaşımlarla beyni besleme yöntemlerinin bir araya getirilmesi önemli.
Farkındalık: Bir zaman diliminde tek bir işle ilgilenmek ve bu esnada dikkati bu işe yöneltmek, zihin dağınıklığına karşı güçlü bir yöntemdir. Meditasyon pratiği için farkındalık egzersizleri yapabilirsiniz. Odaklanma sorununun çözümüne büyük faydalar sağladığı kanıtlanmıştır ve çok fazla çaba gerektirmez. Bir saat boyunca mesaj sesini kısmak veya Facebook’tan uzak durmak için basit yöntemlerle farkındalık pratiğini günlük yaşamınıza dâhil edin. Telefonunuzu arkanızda bırakın ve kesintisiz bir yürüyüşe çıkın. Duştayken ya da bulaşıkları yıkarken yaptığınız şeye odaklanın ve her bir duyunun farkında olmaya çalışın. Beyni beslemenin bir diğer yolu da yüz yüze insan iletişimidir ki bu, dijitalleşmiş yaşamlarımızda eksik olan bir unsurdur. Çok sayıda insan, gerçek iletişimin yerine sosyal medyayı yerleştiriyor. Bu noktada size bir sorumuz var: Sosyal medya kullanımınız gerçek hayattaki ilişkilerinizi geliştiriyor mu yoksa onların yerine mi geçiyor? Eğer Facebook’u başka ülkelerde yaşayan yakın arkadaşlarınızla bağlantıda kalmak veya sosyal planlarınızı düzenlemek için kullanıyorsanız bu iyi bir şey. Fakat aslında hiç tanımadığınız bir kişinin tatil fotoğraflarını incelemek için gece iki saatinizi ekran karşısında geçiriyorsanız (ve kıyaslama yapıp kendi hayatınızla ilgili depresif hissediyorsanız) bunun yerine aynı vakti iş sonrası bir arkadaşınızla geçirmek için harcamayı düşünmeniz gerekir.

Zihnin besinleri
Beslenme şeklinin, düşünme ve hissetme şeklimiz üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Çünkü beslenme, tüm önemli beyin kimyasallarının üretimiyle doğrudan ilişkilidir. Yediğimiz yiyecekler daha dingin ve keyifli hissetmemize neden olabilir. İlk adım, kan şekeri seviyelerini kontrol altına almaktır. Kan şekeri, beyin kimyası üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Tükettiğiniz besinler sabit miktarda kan şekeri de üretebilir, şekerin yükselmesi ya da düşmesine neden olarak zihin bulanıklığı, gerginlik veya ruhsal değişimlere de neden olabilir. Sabit seviyelerde kalmasını sağlamak için kinoa, kepekli makarna ve nohut gibi karmaşık karbonhidratlara sahip besinler tüketin. Bolca meyve ve sebze tüketmek de beyninizin etkin çalışmasını sağlayabilir. Çeşitli meyve ve sebzelerle beslendiğinizde, beyninizin aldığınız amino asitleri mutluk hormonları serotonine ve dopamine dönüştürmesi için gerekli yardımcı unsurları almasını sağlarsınız. Örneğin, beyniniz triptofan amino asidini serotonine dönüştürmek için B6’ya (muzda bulunur) ve magnezyuma (yapraklı yeşilliklerde bulunur) ihtiyaç duyar. Ayrıca Omega-3 açısından zengin besinler tüketmek, yağlı balık ve yemişlerde bulunan yağ asitlerinin iltihaplanma karşıtı olması dolayısıyla beyin sağlığını korur.

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles